Sessizce bekleyen devasa fay hattı, Marmara Denizi’nin derinliklerinde bir kez daha kıpırdadı ve hafızalardaki o büyük korkuyu tetikledi.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, Marmara Denizi’nde 3.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Sarsıntının derinliği ve merkez üssü, büyüklüğü küçük olmasına rağmen milyonlarca insanı saniyeler içinde sokağa dökmeye yetti. İstanbul, Bursa, Kocaeli ve Tekirdağ gibi devasa nüfuslu metropollerin tam ortasında gerçekleşen bu sarsıntı, tehlikenin ne kadar yakınımızda uyuduğunu bir kez daha acı bir şekilde hatırlatıyor.
Küçük Sarsıntı Büyük Tehdit
Uzmanlar her fırsatta 3.6 veya 4.0 büyüklüğündeki depremlerin tek başına yıkıcı olmadığını belirtiyor. Ancak Marmara söz konusu olduğunda, matematik değişiyor. Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın batı uzantısında meydana gelen her mikro deprem, ana fay üzerindeki stres birikimini doğrudan etkiliyor. Enerjinin boşalması mı yoksa büyük bir kırılmanın öncü sarsıntısı mı sorusu, bilim dünyasını ikiye bölmüş durumda. Depremin sığ bir derinlikte gerçekleşmesi, yüzeydeki sarsıntı hissini artırarak halk arasındaki paniği katladı.
Milyonlarca İnsan Psikolojik Sınırda
Bu deprem sadece yer kabuğunu değil, Marmara çevresinde yaşayan yaklaşık 20 milyon insanın psikolojisini de sarstı. Yıllardır süregelen “büyük İstanbul depremi” beklentisi, en ufak bir kıpırtıda dahi toplumsal bir anksiyeteye dönüşüyor. Vatandaşlar, oturdukları binaların sağlamlığını sorgularken, kentsel dönüşüm çalışmalarının yavaşlığı ve olası bir afette yaşanacak lojistik kilitlenmeler endişeleri körüklüyor. Her deprem sonrası telefon hatlarında yaşanan yoğunluk ve bilgi kirliliği, kriz anı yönetimindeki zafiyetleri tekrar masaya yatırıyor.
Zaman Hızla Daralıyor
Yer bilimcilerin ortak görüşü, Marmara’da zamanın giderek daraldığı yönünde. 1999 yılından bu yana geçen süre, fay hattındaki enerjinin kritik seviyeye ulaştığını gösteriyor. Bugün yaşanan 3.6’lık sarsıntı, bir felaketin habercisi olabileceği gibi, hazırlık yapmamız için verilmiş son şanslardan biri de olabilir. Altyapı güçlendirme çalışmaları, yapı stokunun acilen elden geçirilmesi ve bireysel deprem bilincinin artırılması artık bir tercih değil, hayatta kalma mücadelesinin en temel şartıdır.
Kaynak: Hürriyet






