Şeyh Adil Mezarlığı’nda Boğaz Düğümleniyor
Kahramanmaraş, tarihinin en karanlık ve anlamlandırılması en güç günlerinden birini yaşıyor. Bir ortaokulda meydana gelen ve toplumun her kesiminde derin sarsıntıya yol açan saldırının ardından, henüz 11 yaşındaki dört fidan; Zeynep Kılıç, Bayram Nabi Şişik, Belinay Nur Boyraz ve Kerem Erdem Güngör yan yana toprağa verildi. Şeyh Adil Mezarlığı, bugünlerde sadece bir defin alanı değil, toplumsal vicdanın kanayan bir yarası haline gelmiş durumda. Vatandaşlar, tanımadıkları bu çocukların mezarlarını çiçeklerle donatırken, dökülen her damla gözyaşı aslında sistemdeki o derin boşluğun ve güvenlik zafiyetinin bir yansıması olarak görülüyor.
Güvenli Alan Söylemi ve Gerçeğin Acı Yüzü
Okullar, çocukların dış dünyadan izole, en güvende olması gereken yerler olarak tanımlanırken, Kahramanmaraş’ta yaşanan bu trajedi “güvenlik” kavramını yeniden tartışmaya açıyor. 5. sınıf öğrencisi dört çocuğun hayallerinin bir saldırıyla son bulması, sadece adli bir vaka olarak geçiştirilemez. Bu, her ebeveynin uykusunu kaçıran, her evin içine düşen devasa bir toplumsal kırılmadır. Mezarlıkta Kur’an okuyan teyzelerden, çocukların oyun arkadaşlarına kadar herkesin sorduğu o tek soru mezarlık sessizliğinde yankılanıyor: Bu çocuklar neden korunamadı? Bu sorunun cevabı, maalesef gidenleri geri getirmeye yetmiyor ama sistemin açıklarını sert bir şekilde yüzümüze çarpıyor.
“Kendi Evladımı Kaybetmiş Gibiyim”
Hastaneye koşan, günlerdir uykusuz kalan ve olayın şokunu atlatamayan vatandaşlardan biri de Adem Odunkesen. Kendi çocuğu da 8. sınıfa giden Odunkesen’in feryadı, aslında Maraş’ın ortak çığlığı niteliğinde. “Çocukların hiçbirini tanımıyordum ama onlar bizim evlatlarımız,” diyen Odunkesen, yaşadığı travmayı şu sözlerle anlatıyor: “Dört gündür ne uyku uyuyabiliyorum ne de çocuklarıma bu durumu sağlıklı bir şekilde izah edebiliyorum. Kendi evladımı kaybetmiş gibiyim, bu çok ağır bir yük.” Odunkesen’in bu samimi acısı, olayın sadece aileleri değil, tüm bir şehri nasıl ruhsal bir felce uğrattığını kanıtlıyor.
Yaralılar İçin Umutlu Bekleyiş Sürüyor
Mezarlıktaki sessiz veda törenlerinin ardından tüm dikkatler hastanelere çevrildi. Saldırıdan yaralı kurtulan diğer çocukların tedavileri sürerken, şehir halkı bir an olsun hastane kapılarından ayrılmıyor. Adem Odunkesen gibi pek çok duyarlı vatandaş, taziye ziyaretlerinin ardından yaralı çocuklara moral vermek ve bir ihtiyaçları olup olmadığını görmek için hastanelere koşuyor. Kimsenin tanımadığı çocukları öz evladı gibi sahiplenmesi, bir toplumun hala ayakta kalan o dayanışma damarını gösterse de, bu birlikteliğin temelinde yatan nedenin böylesine büyük bir şiddet olması yürekleri dağlıyor.
Sistemdeki Açıklar ve Çocukların Geleceği
Bu tür trajediler yaşandığında genellikle geçici tedbirler ve günübirlik açıklamalarla konu kapatılmaya çalışılır. Ancak 11 yaşındaki çocukların yan yana dizilen mezar taşları, hiçbir bürokratik cümlenin bu acıyı hafifletemeyeceğini gösteriyor. Maraş halkı şimdi yaralarını sarmaya çalışırken, diğer yandan da her sabah çocuklarını okula gönderen anne ve babalar aynı endişeyle baş başa kalmış durumda. Zeynep, Bayram, Belinay ve Kerem… Onlar artık sadece birer isim değil; çocukların korunması, okul güvenliğinin yeniden kurgulanması ve toplumsal şiddetle gerçek anlamda mücadele edilmesi için verilmiş en acı derstir.






