Sokaklar Kimin Elinde?
İstanbul’un göbeğinde, mahalle aralarında yankılanan silah sesleri artık günlük rutin haline mi geldi? Eyüpsultan sokaklarında terör estiren, iş yerlerini delik deşik eden, önüne gelene kurşun yağdıran o organize suç şebekesi nihayet kıskıvrak yakalandı. Ama bu tablo, şehirdeki güvenlik zafiyetini ve elini kolunu sallayanın silah kuşandığı o acı gerçeği bir kez daha yüzümüze çarptı. Sadece bir ilçede değil, Üsküdar’dan Ataşehir’e kadar uzanan bir suç ağından bahsediyoruz. Vatandaşın huzurunu kaçıran, esnafı haraca bağlayan bu eşkıya düzenine karşı düzenlenen operasyonlar yüreklere su serpse de, sokakların nasıl bu hale geldiğini sorgulamak zorundayız.
Eyüpsultan’dan Ataşehir’e Kanlı Hat
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen büyük operasyon, aslında kentin nasıl bir suç sarmalına itildiğini gözler önüne seriyor. Eyüpsultan’da gerçekleşen tam 6 ayrı silahlı saldırının arkasından aynı isimler, aynı karanlık eller çıktı. İşin en acı tarafı ise yakalanan 13 şüpheliden 2’sinin henüz 18 yaşından küçük olması. Gencecik çocuklar, birer suç makinesine dönüştürülüp sokağa salınıyor. Bu çeteler, çalıntı motosikletlerle ve ruhsatsız tabancalarla İstanbul’un karmaşık trafiğine karışıp, istedikleri noktada kan döküp sonra hiçbir şey olmamış gibi kayıplara karışmayı iş edinmişler. Bu organize kötülük, sadece bir asayiş sorunu değil, kentin damarlarına sızmış bir kanserdir.
Çalıntı Araçlar ve Kurşun Yağmuru
Soruşturma derinleştikçe ortaya çıkan detaylar, suçluların ne kadar pervasız olduğunu kanıtlıyor. Sadece bir otomobilin karıştığı saldırı listesi bile dehşet verici boyutta. 14 Nisan’da başlayan o kanlı seri; 20 Nisan’da bir vatandaşa yönelik doğrudan saldırıyla devam etmiş, 1 Mayıs’ta iki farklı iş yerini hedef almış ve 3-5 Mayıs tarihlerinde aynı dükkanı defalarca kurşunlayacak kadar küstahlaşmış. Yetmemiş, rotayı Üsküdar’a ve Ataşehir’e kırıp oralarda da can yakmışlar. Çalıntı bir otomobilin içinde, şehrin en işlek arterlerinde bu kadar rahat hareket edebilmeleri, kent güvenliği ve trafik denetimleri açısından ciddi bir alarm niteliğindedir. Bu araçlar nasıl tespit edilemiyor, bu silahlar nasıl bu kadar kolay ateşleniyor?
Huzur Nerede? Vatandaşın İsyanı
Artık sokakta yürürken yanımızdan hızla geçen bir motosikletin sesinden korkar hale geldik. Yağma, mala zarar verme, kasten yaralama… Bu suçlar kağıt üzerinde sadece birer hukuki terim gibi duruyor ama gerçek hayatta esnafın camının indirilmesi, bir babanın çocuklarının önünde kurşunlanması, mahalle arasındaki parklarda mermilerin uçuşması demek. Toplamda 13 şüphelinin emniyetteki sorgusu sürüyor. Adalet yerini bulacaktır ancak bu bataklığın kökü kurumadıkça, bir çete gider diğeri gelir. Ruhsatsız silahların peynir ekmek gibi satılması ve sokakların suç örgütlerine teslim edilmesi bu şehrin en büyük ayıbıdır. Kentin huzuru, birkaç magandanın insafına bırakılmayacak kadar değerlidir. Yetkililerin artık bu ‘şehir eşkıyalığına’ karşı daha radikal adımlar atması şart.






