88 Bin Personel Sahadaydı: Bu Fatura Kime Kesildi?
1 Mayıs bitti ama yankıları, arkasında bıraktığı o toz duman ve milyonların yaşadığı sinir harbi geçmek bilmiyor. İçişleri Bakanlığı resmi rakamları nihayet paylaştı. Türkiye genelinde 226 bin 410 kişi meydanlardaydı. Ancak bu devasa kalabalığın faturası yine her zamanki gibi sokaktaki vatandaşa, trafiğe takılan ambulansa ve evine gitmeye çalışan işçiye kesildi. Sosyal medyada boy boy paylaşılan o ‘başarı’ mesajlarının arkasında, aslında koca bir şehrin, özellikle de İstanbul’un nasıl nefessiz bırakıldığı gerçeği yatıyor.
İstanbul’da 575 Gözaltı ve Felç Olan Ulaşım Ağı
81 ilin 80’inde etkinlik yapıldı deniliyor ama İstanbul’un hali her zamanki gibi içler acısıydı. 88 bin 2 güvenlik görevlisinin sokaklarda olduğu bir günde, ulaşım ağlarının nasıl felç edildiğini hepimiz canlı yayında izledik. Taksim’e çıkan her yolun, her ara sokağın demir barikatlarla kapatılması, sadece protestocuları değil, o bölgede yaşayan ve çalışan binlerce insanı da kendi evinde hapis bıraktı. Güvenlik önlemi adı altında metro seferlerini iptal etmek, vapur hatlarını durdurmak ve metrobüs hattını kesmek hangi mantığa hizmet ediyor? Bakanlık açıklamasında 575 şahıs hakkında işlem yapıldığını duyurdu. Bu rakam, kentin o gün yaşadığı kaosun sadece hukuki boyutu.
Güvenlik mi Yoksa Kentliye Çile mi?
İçişleri Bakanlığı koordinasyon ve kararlılık vurgusu yapıyor ancak kent editörü gözüyle baktığımızda gördüğümüz tek şey plansızlık. Bir şehri tamamen kilit altına alarak güvenliği sağlamaya çalışmak, modern şehircilik anlayışıyla ne kadar örtüşüyor? 195 etkinlik düzenlenmiş, 80 ilde hayat bir şekilde akmış. Madem öyle, neden İstanbul her seferinde bir ‘yasaklı bölge’ muamelesi görüyor? Esnafın kepenk indirmek zorunda kaldığı, toplu taşımanın devre dışı bırakıldığı, insanların en temel hakkı olan ulaşımın engellendiği bir ortamda kamu düzeninden bahsetmek ne kadar gerçekçi?
Vatandaşın Kaybolan Saatlerinin Hesabı Sorulmuyor
Rakamlar üzerinden yapılan açıklamalar, saatlerce duraklarda bekleyen vatandaşı tatmin etmiyor. 226 binden fazla kişinin katılımı büyük bir organizasyon olabilir ama bu sürecin şehir altyapısına verdiği zarar ve vatandaşın bozulan psikolojik huzuru asla bu tablolarda yer almıyor. Bakanlık personeline teşekkür ediyor, peki ya işine gidemeyen, hastasına ulaşamayan veya saatlerce yürümek zorunda kalan o sade vatandaşa kim teşekkür edecek? Kentin damarlarını tıkamak bir güvenlik stratejisi değil, şehri yönetememe sorunudur. Bu şehir bu stresi daha ne kadar kaldıracak, orası ise tam bir muamma.






