MENÜ
25 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 46,5271 ▲ %0,02
EURO 53,0255 ▲ %0,25
ALTIN 5.938,53 ▼ %0,70

İETT’de Her Yolculuk 60 Lira: Kim Sübvanse Ediyor?

İstanbul’un Devasa Ulaşım Ağı ve Perde Arkası

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi nisan ayı oturumlarında, kentin can damarı olan İETT’nin 2025 yılı karnesi masaya yatırıldı. İETT Genel Müdürü İrfan Demet tarafından sunulan faaliyet raporu, sadece rakamları değil, megakentin ulaşımındaki büyük finansal yükü ve operasyonel derinliği de gözler önüne serdi. İstanbul gibi 16 milyonu aşan bir nüfusa sahip metropolde, her sabah kontak çeviren 6 bin 807 araç, aslında sadece bir ulaşım aracı değil; şehrin sosyal ve ekonomik dengesini sağlayan devasa bir mekanizmanın parçası.

Günde tam 66 bin sefer yapılıyor. Bu rakamı hayal etmek güç olsa da şöyle açıklayalım: İETT araçları tek bir günde tam 1 milyon 400 bin kilometre yol kat ediyor. Bu, dünyanın çevresini her gün 35 kez dönmekle eşdeğer bir mesafe. Peki, bu devasa çark nasıl dönüyor ve maliyeti kime, nasıl yansıyor? İşte asıl mesele burada başlıyor. Araştırdığımızda görüyoruz ki, toplu taşıma artık sadece bir hizmet değil, belediye bütçesi üzerinde ciddi bir sübvansiyon kalemi haline gelmiş durumda.

Bir Yolculuğun Gerçek Bedeli: 60 Lira

Raporun en çarpıcı noktası şüphesiz maliyetler. İETT Genel Müdürü’nün paylaştığı verilere göre, İstanbul’da tek bir yolculuğun kuruma maliyeti yaklaşık 60 lirayı bulmuş durumda. Ancak vatandaşın cebinden çıkan rakam, ücretsiz ve indirimli geçişler de hesaba katıldığında ortalamada sadece 18 lira seviyesinde kalıyor. Aradaki 42 liralık fark, her bir basışta belediye bütçesinden yani İstanbullunun ortak kasasından karşılanıyor. Bu, toplu taşımanın bir kâr merkezi değil, tamamen sosyal bir hizmet olarak konumlandırıldığının en net kanıtı.

2025 yılı gider gerçekleşmeleri 40 milyar 291 milyon lira olarak kayıtlara geçerken, gelirlerin 31 milyar 308 milyon lirada kalması, ulaşımın nasıl devasa bir borç ve sübvansiyon yüküyle taşındığını kanıtlıyor. Peki, bu sürdürülebilir mi? Yanıt, planlanan raylı sistem yatırımlarında gizli. Şu an ulaşımın yüzde 52’si karayoluyla, yani tekerlekli araçlarla sağlanıyor. Raylı sistemlerin payı arttıkça, bu ağır işletme maliyetlerinin de aşağı çekilmesi hedefleniyor.

Kaza Oranlarındaki Gizemli Düşüş

Haberin satır aralarında gizli olan bir diğer başarı hikayesi ise güvenlik verileri. İstanbul trafiği her geçen gün daha karmaşık bir hal alırken, araç sayısının son 6 yılda yüzde 47 oranında artmasına rağmen kaza oranlarının yüzde 40 azalması dikkat çekici. Bir muhabir gözüyle bu tabloyu irdelediğimizde, karşımıza sadece yeni araçlar değil, aynı zamanda şoför eğitimleri, telemetrik takip sistemleri ve dijital denetim mekanizmaları çıkıyor. Yani sadece direksiyon sallanmıyor, her bir hareket merkezden izleniyor.

662 Yeni Araç ve Yol Haritası

İstanbullu için asıl müjde ise filoya eklenecek olan yeni araçlar. Mevcutta 2 bin 814 otobüs ve 702 metrobüs ile hizmet veren kurum, kapasitesini artırmak için 662 yeni aracı daha kente kazandırmaya hazırlanıyor. Bu hamle, özellikle sabah ve akşam saatlerindeki yoğunluğu bir nebze olsun hafifletmeyi amaçlıyor. 83 ret oyuna karşılık 133 oyla kabul edilen 2025 yılı faaliyet raporu, İstanbul’un ulaşımda önümüzdeki yıllarda daha çok ‘raylı sistem’ odaklı bir dönüşüme gireceğini, ancak otobüslerin hala en kritik aktör olduğunu tescillemiş oldu.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir