MENÜ
05 Haziran 2026 Cuma
DOLAR 46,0868 ▲ %0,12
EURO 53,6325 ▲ %0,08
ALTIN 6.606,94 ▼ %0,25

Hasbi Dede Kararına Bakanlık Freni: 4.5 Yıl Talebi

Adalet Terazisinde Ağır Kusur

Çocuk istismarı sanığına verilen 1,5 yıllık komik ceza, adaletin terazisini değil, toplumun vicdanını yerinden oynattı. Görele Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, Hasbi Dede isimli şahsın bir çocuğa yönelik cinsel taciz suçu sabit görülmesine rağmen, mahkemenin verdiği ‘hükmün açıklanmasının geri bırakılması’ kararı adeta bir cezasızlık ödülü niteliği taşıyor. Elektronik haberleşme araçlarını kullanarak bir çocuğun hayatına dokunan bu karanlık zihniyete verilen düşük ceza, yargı sistemindeki gedikleri bir kez daha gün yüzüne çıkardı.

Bakanlık ‘Üst Sınır’ İçin Savaş Açtı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, bu trajikomik karara sessiz kalmayarak hukuki bir savaş başlattı. Bakanlık kaynakları, sanığın eyleminin ağırlığına dikkat çekerek cezanın en üst sınır olan 4,5 yıldan verilmesi gerektiğini açıkça ilan etti. Mevcut yasaların tanıdığı en ağır yaptırımın uygulanmaması için hiçbir haklı gerekçenin bulunmadığı vurgulanırken, itiraz dilekçesinin hazırlanması toplumsal bir talebin de karşılığı oldu. Mahkemenin neden alt sınıra yakın bir ceza tercih ettiği ve neden ‘iyi hal’ ya da benzeri indirimlerle suçun vahametini gölgelediği sorusu, davanın yeni merkez üssü haline geldi.

Suçu Üstlenme Tiyatrosu İşe Yaramadı

Davanın en mide bulandırıcı detaylarından biri ise aile içindeki suç ortaklığı girişimi oldu. Sanık Hasbi Dede’nin kızı A.B. Dede’nin, babasını kurtarmak adına suçu üstlenmeye çalışması, hukuku manipüle etme çabasının en net göstergesidir. Yargı, bu girişimi 16 günlük hapis cezasıyla geçiştirse de, asıl mesele organize bir şekilde gerçeğin karartılmaya çalışılmasıdır. Çocukların korunması gereken bir düzende, yetişkinlerin suç örtbas etme çabaları sadece sanığı değil, o sanığa kalkan olan zihniyeti de mahkum etmeyi gerektirir.

Toplumsal Vicdan HAGB Kıskacında

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) müessesesi, özellikle çocuklara yönelik suçlarda bir koruma kalkanına dönüşmemelidir. Sanığın dışarıda elini kolunu sallayarak gezmesi, mağdur çocuk ve ailesi üzerinde yaratılan travmayı derinleştirmekten başka bir işe yaramıyor. Bakanlığın itirazı sadece bu dava için değil, emsal teşkil etmesi açısından da hayati bir önem taşıyor. Eğer 4,5 yıllık üst sınır uygulanmazsa, bu tür suçlara meyilli olanlar için yasalar korkutucu bir duvar değil, sadece aşılması kolay bir kağıt parçası olarak kalacaktır. Bu davanın sonucu, Türkiye’de çocuk haklarının sadece kağıt üzerinde mi kalacağını yoksa gerçekten korunup korunmayacağını belirleyecek bir turnusol kağıdıdır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir