Hileli Randevu: Sevgi Vaadiyle Gelen İnfaz
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde, toplum vicdanını derinden yaralayan bir cinayetin ayrıntıları, hazırlanan iddianameyle gün yüzüne çıktı. Üç aylık hamile Helin Eren, dini nikahla birlikte yaşadığı Siyabent Şeker tarafından ‘sana çiçek alacağım, yemek yiyelim’ vaadiyle kandırılarak buluşma noktasına çağrıldı. Genç kadının karnındaki bebeğiyle birlikte umut dolu gittiği o randevu, ne yazık ki planlanmış bir pusuya dönüştü. Yakın mesafeden açılan ateş sonucu hayatını kaybeden Helin Eren’in davası, bölgedeki kadın cinayetlerine karşı duruşun simgesi haline gelmeye aday görünüyor.
Savunmalar Çürüdü: Haksız Tahrik Oyunu Bozuldu
Tutuklu sanık Siyabent Şeker’in ifadesinde yer alan ‘bana hakaret etti’ ve ‘kendimi korumak için silah aldım’ şeklindeki klasik savunma stratejileri, savcılık makamı tarafından reddedildi. Görgü tanıklarının ve olay anında maktulün yanında bulunan kuzeninin ifadeleri, cinayetin soğukkanlılıkla ve kurgulanarak işlendiğini doğruluyor. İddianamede, sanığın maktule hiçbir gerekçe olmadan saldırdığı ve eylemini öldürme kastıyla gerçekleştirdiği net bir dille ifade edildi. Bu gelişme, kadın cinayeti davalarında sıkça başvurulan ‘haksız tahrik’ indirimi beklentisinin bu dosyada karşılık bulmayacağını gösteriyor.
Karanlık Bağlantı: İki Arkadaş ve Benzer Kaderler
Olayın dehşet verici bir diğer boyutu ise sanığın çevresiyle olan ilişkisinde gizli. Siyabent Şeker’in, bu cinayetten sadece on gün önce kendi eşini öldüren Cemal Alpaslan ile yakın arkadaş olduğu ortaya çıktı. Hatta Şeker’in, arkadaşının işlediği cinayetle ilgili yürütülen soruşturmada tanık olarak ifade verdiği belirlendi. Bir hafta arayla iki arkadaşın benzer yöntemlerle hayat arkadaşlarını hayattan koparması, yerel çapta başlayan şiddet sarmalının toplumsal bir risk analizine tabi tutulması gerektiğini gözler önüne seriyor. Bu durum, suçun sadece bireysel değil, aynı zamanda bulaşıcı bir sosyal patoloji olduğunu kanıtlar nitelikte.
Hukuki Mücadelede Yeni Bir Milat
Aile avukatı Onur Değer, hazırlanan iddianamenin Türkiye genelindeki benzer davalar için bir rehber niteliği taşıdığını vurguladı. Sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilmesi ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması yönündeki hukuki irade, adaletin tecellisi adına kritik bir adım. Savunmasız bir kadına ve henüz doğmamış bebeğine yönelen bu şiddet, sadece bir ailenin değil, tüm toplumun güven duygusunu hedef alıyor. Mahkemenin vereceği nihai karar, bu tür canice eylemlere yeltenenler için caydırıcı bir baraj işlevi görecek. Bölgedeki sosyal dinamikleri takip eden bir koordinatör olarak söyleyebilirim ki; bu dosya, cezasızlık algısını yıkmak için tarihi bir fırsat sunuyor.






