Geçtiğimiz gün Edremit Süphan Mahallesi’ndeki Mavi Göl İlkokulu’ndan gelen görüntüler, yüreğimizi ağzımıza getirdi, akıllara ziyan bir olaya tanıklık ettik. Okulun o cıvıl cıvıl koridorları, çocuklarımızın kahkahalarıyla dolması gerekirken, ne yazık ki bir velinin öfkesine sahne oldu. Teneffüste oynanan masum bir kar topu oyunu, bir anda korkunç bir şiddet olayına dönüştü. Duyduk ki 3. sınıf öğrencisi M.Y., attığı kar topunun bir başka öğrencinin yüzüne isabet etmesiyle, hiç beklemediği bir tepkiyle karşılaşmış. Buraya kadar ‘çocuk işte, olur böyle şeyler’ deriz belki ama sonrası tam bir felaket.
Kar Topu Eğlencesi Neden Kavgaya Dönüştü?
Olayın fitilini ateşleyen, okul bahçesinde yaşanan sıradan bir kar topu mücadelesi. Çocuklar kışın tadını çıkarırken, belki de kaza eseri, M.Y.’nin attığı kar topu bir arkadaşının yüzüne geldi. Bu, ilkokul çağındaki çocukların arasında olabilecek basit bir durum. Ne bir kasıt ne de büyük bir kavga amacı… Ama bu olayı duyan çocuğun velisi, adeta gözü dönmüş bir şekilde okula koşmuş. Ne sakin bir konuşma, ne bir arabuluculuk talebi… Doğrudan koridorda, o küçük öğrencinin üzerine yürüdü. Hızlı adımlarla ilerleyip M.Y.’yi hedef aldı ve ona şiddet uyguladı. Güvenlik kameralarına yansıyan o anlar, vicdanımızı sızlattı.
O anlar kamerada net bir şekilde görülüyor: Veli, hızla çocuğa yöneliyor, minicik öğrenciyi darbediyor. Peki ya çevredeki diğer çocuklar? Onlar ne yaptı dersiniz? Korkudan donup kalmak yerine, arkadaşları M.Y.’yi o velinin elinden kurtarmaya çalıştılar. Küçücük bedenleriyle koca bir yetişkine karşı durmaya çalıştılar. Bu sahne, hem çocukların cesaretini hem de yaşadıkları o büyük travmayı gözler önüne seriyor. Bir okul koridorunda, akranlarının gözleri önünde bir çocuğun böyle bir muameleye maruz kalması, kabul edilebilir bir durum değil.
Okul Koridorları Ne Zamandan Beri Güvensiz?
Bu olay, okulun sadece eğitim verilen bir yer olmadığını, aynı zamanda çocuklar için bir güven limanı olması gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Bir çocuğun en güvende hissetmesi gereken yerlerden biri olan okulda, bir veli tarafından şiddete uğraması, hem M.Y. hem de olaya tanık olan diğer öğrenciler için unutulmaz bir deneyim olacaktır. Bu durum, çocukların okula karşı duyduğu güveni sarsar, “Acaba bir dahaki sefere bana mı gelirler?” korkusunu içlerine eker. Okul yönetimleri ve öğretmenler de bu tür olaylar karşısında çaresiz kalmamalı, velilerle olan iletişim kanallarını daha etkin bir şekilde kullanmalı.
Peki ya sonra? Duyduğumuza göre olayın tarafları birbirinden şikayetçi olmamış. Bu durum nasıl yorumlanmalı? O küçük çocuk maruz kaldığı şiddeti sineye mi çekti? Yoksa okul yönetimi ve aileler arasında ‘aman uzamasın’ diye bir anlaşmaya mı varıldı? Şikayetçi olunmaması, bu tür şiddet eylemlerinin üstünün örtülmesi anlamına gelebilir mi? Bir çocuğa uygulanan şiddetin, sadece ‘taraflar anlaştı’ denilerek geçiştirilmesi, gelecekte benzer olayların yaşanmasına zemin hazırlar mı? Bu soruların cevabını hem Edremit halkı hem de tüm kamuoyu merak ediyor olmalı.
Şiddet Neden Artıyor? Veli-Öğretmen İlişkilerinde Kriz Mi Var?
Son yıllarda okullarda yaşanan veli kaynaklı şiddet olayları giderek artış gösteriyor. Toplumdaki gerginlik, öfke kontrol sorunları ve maalesef bazı velilerin çocukları üzerindeki aşırı korumacı yaklaşımları, bu tür tatsız olayların yaşanmasına neden oluyor. Çocuklar arasındaki küçük bir anlaşmazlık, yetişkinlerin kontrolsüz öfkesiyle bir anda krize dönüşebiliyor. Oysa okullar, sorunların konuşularak, diyalogla çözüldüğü yerler olmalı. Bir veli olarak çocuğumuzun hakkını aramak elbette doğal bir refleks ancak bu hakkı şiddetle değil, doğru iletişim kanalları üzerinden aramak hepimizin görevi.
Bu olay, sadece M.Y.’nin yaşadığı talihsizliği değil, aynı zamanda toplum olarak nereye gittiğimizi de sorgulatmalı. Bir kar topu yüzünden okul koridorunda bir çocuğa fiziksel şiddet uygulanıyorsa, çocuklarımıza nasıl bir dünya bırakıyoruz? Onlara şiddetin çözüm olmadığını nasıl öğreteceğiz? Okullarımızın sadece bilgi yuvası değil, aynı zamanda empati, saygı ve hoşgörü değerlerinin öğretildiği yerler olması için hepimize büyük görevler düşüyor. Eğitimciler, aileler ve yöneticiler, bu tür olayların bir daha yaşanmaması adına acil adımlar atmak zorunda. Çocuklarımızın güvende hissettiği okullar için hep birlikte çalışmalıyız.






