Sessizliğin Ardındaki Kan Donduran Çığlıklar
Bursa’nın Yıldırım ilçesinde, Sevgi Yandık’ın hayatını kaybettiği o karanlık geceye dair ortaya çıkan her yeni ayrıntı, dosyadaki derinliği daha da artırıyor. Sadece bir cinayet davası değil, bir kadının nasıl sistematik bir tuzağa çekildiğinin ibretlik belgesi niteliğindeki bu olayda, yeni güvenlik kamerası kayıtları soruşturmanın seyrini değiştirecek cinsten. 27 Ağustos 2025 gecesi İncirli Caddesi’nde yaşananlar, basit bir ‘tartışma’ kılıfına sığdırılamayacak kadar planlı ve ürkütücü bir gerçekliği gözler önüne seriyor.
Eski eşi Doğan Ş. tarafından ‘konuşmak’ bahanesiyle dışarı çağrılan Sevgi Yandık, yanındaki 3 yaşındaki evladının başına geleceklerden habersizdi. Bir araştırmacı gözüyle baktığımızda, zanlının görüşmeye yanında bıçakla gelmesi, olayın anlık bir öfke patlaması değil, önceden tasarlanmış bir niyetin tezahürü olduğunu açıkça kanıtlıyor. Parktaki sessizlik, kısa süre sonra yerini evladının gözü önünde yükselen feryatlara bıraktı. Olayın ardından kaçan zanlının bir süre sonra teslim olması ise genellikle ceza indiriminden faydalanma stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilir.
Öl Öl Diye Bağıran Bir Caninin Portresi
Dava dosyasına giren son görüntülerde, failin Sevgi Yandık’ı bıçaklarken savurduğu ‘Öl, öl’ nidaları, mahkeme salonundaki soğuk havayı daha da keskinleştirdi. Bu sadece fiziksel bir saldırı değil, aynı zamanda kurbanın yaşama hakkına duyulan derin bir nefretin dışavurumu. Bu tür vakaların arka planında yatan ‘mülkiyet’ duygusunun, bir insanı nasıl canavarlaştırdığını analiz etmek zorundayız. 27 yaşındaki gencecik bir kadının, güvenip çıktığı o parkta hayatının en büyük ihanetine uğraması, toplumsal bir yaranın da en net fotoğrafı aslında.
Adalet Mekanizması Neden Beklemede?
Bugün Bursa 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesi beklenen duruşmada, adaletin hızlıca tecelli etmesi umuluyordu. Ancak hukuk sisteminin çarkları, bir görgü şahidinin gelmemesi nedeniyle bir kez daha yavaşladı. Duruşmanın 8 Temmuz tarihine ertelenmesi, acılı ailenin yüreğindeki ateşi biraz daha körüklese de davanın eksiksiz ilerlemesi açısından kritik bir önem taşıyor. Burada sorgulanması gereken, böylesine net delillerin ve görüntülerin olduğu bir dosyada tanıkların neden hala kilit bir rol oynadığı ve bu durumun adaleti geciktirip geciktirmediğidir.
Süreci yakından takip eden uzmanlar, Sevgi Yandık’ın öldürülmeden hemen önceki yürüyüş görüntülerinin, aslında bir veda yürüyüşü olduğunu ifade ediyor. Çocuğuyla birlikte parka giden o kadının son adımları, Türkiye’deki kadın güvenliği meselesinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Failin en ağır cezayı alıp almayacağı sorusu, sadece Bursa’nın değil, tüm ülkenin cevabını beklediği bir soruya dönüşmüş durumda. Adalet, 8 Temmuz’da o mahkeme salonundan çıkacak kararla Sevgi’nin geride bıraktığı yetimin ve yaslı ailesinin bir nebze olsun nefes almasını sağlayabilecek mi, hep birlikte göreceğiz.






