Türkiye’nin sanayi ve ticaret kalbi Bursa’da, geçtiğimiz yılın Temmuz ayında yaşanan ve iş dünyasında infial yaratan kanlı hesaplaşmada, yargılama süreci çarpıcı detaylarla derinleşiyor. Kent Meydanı’ndaki bir otoparkın gölgesinde, bir otomobilin içinde noktalanan yaşam öyküsü, sadece bir asayiş vakası değil; aynı zamanda sadakat, hırs ve karanlıkta kalan milyonların hikâyesine dönüştü. İş insanı Mustafa Ekşi’nin, en yakınındaki isimlerden biri olan muhasebecisi Halil Kağan Oğuz tarafından katledilmesi, dosyadaki ‘kayıp 38 milyon lira’ detayıyla birlikte davanın seyrini bütünüyle değiştirdi.
Savunma mı Planlı İnfaz mı?
Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, sanık koltuğunda oturan Halil Kağan Oğuz’un ‘panik yaptım’ savunması, iddia makamının ve mağdur ailesinin sunduğu delillerle çelişiyor. Sanık Oğuz, olay günü maktul ile araç içinde yaşadıkları tartışmayı öne sürerek, Mustafa Ekşi’nin kendisine silah doğrulttuğunu ve bu sebeple kendini korumak amacıyla bıçağa sarıldığını iddia etti. Ancak cinayetin hemen ardından araçtaki çek, senet ve ziynet eşyalarını alarak kayıplara karışması, ardından Mudanya’da saklanması, savcılık tarafından ‘nitelikli yağma’ ve ‘kasten öldürme’ suçlarının birleşimi olarak değerlendiriliyor. Bir genel yayın yönetmeni perspektifiyle bakıldığında; bu olay, basit bir öfke patlamasından ziyade, ekonomik sonuçları önceden hesaplanmış bir kurguyu andırıyor.
38 Milyon Liralık Büyük Sır ve Adalet Arayışı
Davanın en can alıcı noktası ise maktulün eşi Melike Ekşi’nin feryadı oldu. Dosyaya giren ifadelere göre, cinayet sonrası Mustafa Ekşi’nin üzerinden ve aracından alınan toplam 38 milyon lira değerindeki 90 adet çek hâlâ bulunabilmiş değil. Sadece 5 milyon liralık senet ve bir miktar ziynet eşyasının geri alınabilmiş olması, bu devasa tutarın kimlerin elinde olduğu sorusunu gündeme taşıyor. Tanık olarak dinlenen ve sanığın babasıyla ticari ilişkisi bulunan Halil İbrahim Çakır’ın, bankada bir çek fotokopisini sorgulattığına dair beyanları, bu mali trafiğin sanığın çevresi tarafından da takip edildiği şüphesini kuvvetlendiriyor. Savcı, mütalaasında sanık için ‘ağırlaştırılmış müebbet’ ve yağma suçundan ek hapis cezası talep ederken, mahkeme heyeti kayıp çeklerin akıbetini ve savunma hazırlıklarını değerlendirmek üzere duruşmayı erteledi. Bu dava, sadece bir cinayetin değil, profesyonel güven ilişkisinin nasıl bir trajediye dönüşebileceğinin en soğuk örneği olarak kayıtlara geçiyor.






