Cebimizdeki Saklı Fatura: Bugün Benzin Neden Daha Ucuz?
Vatandaşın cebindeki her kuruşun hesabını tutan bir ekonomi şefi olarak söyleyeyim: Bugün mazotu 77 liradan alıyorsanız, bilmelisiniz ki devletin bütçesinden sizin için tam 17 lira ödeniyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, dün TRT Haber’de konuştu ve bu ‘görünmez faturayı’ bir kez daha gözler önüne serdi. Eğer ‘eşel mobil’ sistemi devreye sokulmasaydı, motorinin litresi bugün 94 lirayı aşacaktı. Bu sadece benzin değil, ekonominin her köşesine yansıyan, çoğu zaman farkına bile varmadığımız bir maliyet ve bir koruma kalkanı meselesi.
Devletin bu yükü üstlenmesinin arkasında yatan nedenler ise sadece pompa fiyatları değil, çok daha derin. Bölgesel yangınlar, küresel enerji krizleri ve iç güvenlik tehditleri… Hepsinin ortak bir ekonomik faturası var ve bu faturayı kimin, nasıl ödediği, bizim için gerçek bir merak konusu.
Beklenmeyen Faturanın Perde Arkası: Beşiktaş’tan Bölgesel Gerilime
Sayın Yılmaz’ın açıklamalarının başında Beşiktaş’taki o menfur terör saldırısı vardı. Terör, sadece can kaybı ve toplumsal travma değil, aynı zamanda ekonomiye doğrudan ve dolaylı bir maliyettir. Güvenlik önlemlerine harcanan her kuruş, bozulan moralle düşen tüketim, yatırımcı nezdinde azalan güven… Hepsi, o görünmez faturanın bir parçası. Yılmaz, Türkiye’nin bir ‘güvenli liman’ olmasından rahatsız olanların olduğunu söyledi. Haklı da, zira kaos bölgelerinden kaçan sermaye ve nitelikli beyin göçü için Türkiye’nin sunduğu istikrar, paha biçilemez bir ekonomik avantaj. Ancak bu avantajı korumak, sürekli bir mücadele ve maliyet gerektiriyor.
Sadece içimizdeki yangınlar değil, çevremizdeki savaşlar da cebimizi doğrudan etkiliyor. ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla derinleşen bölgesel gerilimler, petrol fiyatlarını fırlattı, tedarik zincirlerini allak bullak etti. Türkiye, bu savaşın başlamaması için yoğun diplomatik çaba harcadı, ancak ne yazık ki ateş düştüğü yeri değil, tüm dünyayı yakıyor. Bir ekonomi şefi olarak söylemeliyim ki, savaşın ekonomik maliyeti sadece yıkılan şehirler, kopan ticaret yolları değil; aynı zamanda her hanenin bütçesinde açtığı devasa deliktir.
Cebimizden Çıkmayan Her Liranın Bir Maliyeti Var: Eşel Mobil’in Gerçek Bedeli
Gelelim o 17 liralık farka. Yılmaz’ın altını çizdiği üzere, Hürmüz Boğazı’nın kapanma tehdidi gibi gelişmeler enerji piyasalarını anında ateşe veriyor. Böyle dönemlerde Merkez Bankası, SPK, Borsa İstanbul gibi kurumlar anında devreye girerek piyasaları sakinleştirmeye çalıştı. Peki ya vatandaş? İşte tam burada ‘eşel mobil’ sistemi sahneye çıktı. Diyelim ki uluslararası piyasalarda petrol fiyatı coştu, dolar kuru da yükselişte. Normalde bu, pompa fiyatlarına direkt yansır ve vatandaşın cebinden daha çok para çıkar. Ancak ‘eşel mobil’ sistemiyle devlet, bu zammın bir kısmını kendi bütçesinden karşılayarak, vatandaşa yansımasını yüzde 75 oranında engelledi. Yılmaz’ın deyişiyle, 6 Nisan’da motorin 94 lira olması gerekirken 77 liradan satıldı. Bu müdahale, kısa vadede enflasyonun daha da coşmasını ve büyümenin olumsuz etkilenmesini engelledi, ama bütçe açığını bir miktar artırdı. Yani cebimizden çıkmayan o 17 lira, devletin kasasından çıkıyor. Hiçbir şey bedava değil aziz vatandaşım, ancak bu, enflasyonun daha büyük bir felakete dönüşmesini engellemek adına atılan mecburi bir adım.
Enerji Güvenliği: Karanlıkta Kalmamak İçin Neler Yapıldı?
Dünya, enerji karneleriyle, mesai kısıtlamalarıyla boğuşurken Türkiye, Allah’tan bu süreçte ciddi bir arz problemi yaşamadı. En pahalı enerji, ‘olmayan enerjidir’. Yılmaz’ın belirttiği gibi, coğrafi konumumuzun ve yıllar içinde çeşitlendirdiğimiz tedarik kanallarının faydasını bu krizde net bir şekilde gördük. Farklı ülkelerden petrol ve doğalgaz alma stratejisi, bizi tek bir kaynağa bağımlılıktan kurtardı. Karadeniz gazından Gabar petrolüne, güneş enerjisinden rüzgara kadar yerli ve milli enerji üretimindeki atılımlar, bu zorlu süreçte Türkiye’nin yükünü hafifleten en önemli etkenlerden. Yani sadece ‘daha ucuz’ enerji değil, ‘kesintisiz’ enerji için yapılan bu yatırımlar da aslında o görünmez faturanın olumlu bir tarafı. Gelecekte yaşanabilecek daha büyük krizlere karşı da bir sigorta görevi görüyor.
Türkiye’nin Yeni Rolü: Yatırımcı İçin Güvenli Liman mı, Fırsatlar Denizi mi?
Küresel belirsizlikler arttıkça, Türkiye’nin ‘güvenli liman’ statüsü daha da önem kazanıyor. Yılmaz, bu istikrarlı duruşun, dünyadan gelecek sermaye ve nitelikli insan kaynağı için cazip bir fırsat sunduğunu dile getirdi. Geçen yıl, gelişmekte olan ülkelere yönelik doğrudan yabancı yatırımlar (FDI) gerilerken, Türkiye’ye yüzde 12’nin üzerinde bir artışla 13 milyar dolar geldi. Son 23 yılda ise bu rakam 290 milyar doları geçmiş durumda. Hedefimiz, küresel yatırım pastasındaki payımızı yüzde 1’den yüzde 1,5’a çıkarmak ve daha nitelikli yatırımları çekmek. İstanbul Finans Merkezi gibi projeler ve bürokrasiyi azaltmaya yönelik adımlar, bu fırsatları doğrudan vatandaşın lehine çevirme potansiyeli taşıyor. Daha fazla yatırım demek, daha fazla iş kapısı demek, daha fazla üretim demek. Yani sizin için yeni fırsatlar demek.
Savunmadan Gıdaya: Kriz Yönetimi ve Gelecek Projeksiyonları
Yılmaz’ın vurguladığı savunma sanayindeki devrim, sadece askeri değil, ekonomik bir zaferdir. Yüzde 80 dışa bağımlılıktan yüzde 80 yerli üretime geçmek, geçen yıl 10,5 milyar dolarlık ihracat yapmak, katma değeri yüksek ürünlerle ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Bu, hem güvenlik maliyetlerini düşürüyor hem de yeni iş alanları yaratıyor.
Gıda tarafında ise, geçen yılki don ve kuraklık gibi zorluklara rağmen, Türkiye’nin bu sürece hazırlıklı girdiğini, buğday ve tahıl stoklarının iyi durumda olduğunu görüyoruz. Bu yılki olumlu yağışlar ise önümüzdeki dönemde sofralarımıza daha bol ve uygun fiyatlı gıda olarak yansıyabilir. Ekonominin her cephesinde alınan tedbirler ve güçlü liderlik, Yılmaz’ın ifadesiyle, Türkiye’nin bu zorlu süreci diğer ülkelere göre daha sınırlı etkiyle atlatacağının sinyallerini veriyor. Çünkü Türkiye, sadece krizleri yöneten değil, aynı zamanda barış ve istikrar üreten bir merkez olma iddiasıyla geleceğe bakıyor. Bu da vatandaşın uzun vadede cebine olumlu yansıyacak en büyük garanti.






