MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9873 ▲ %0,02
EURO 53,5303 ▲ %0,27
ALTIN 6.599,81 ▲ %0,70

Araç İçi Ekranlara Ağır Ceza: Esnaf ve Sürücü Mağduriyeti Büyüyor

Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan köklü bir değişiklikle birlikte yürürlüğe giren yeni düzenlemeler, araç sahipleri ve multimedya sistemi ticareti yapan esnaf arasında büyük bir infiale yol açtı. Sürücünün görüş alanında bulunan ve mevzuata uygun olmadığı değerlendirilen görüntü cihazlarını araçlarında bulunduranlara yönelik getirilen 21 bin liralık idari para cezası ve 30 gün süreyle aracın trafikten men edilmesi uygulaması, sektörde ve vatandaş cephesinde geniş çaplı bir mağduriyet dalgası yarattı. Düzenlemenin aniden ve kapsamlı bir şekilde devreye girmesi, halihazırda araçlarında bu tür sistemleri kullanan binlerce sürücüyü ve bu sistemlerin satışını yapan yüzlerce işletmeyi zor durumda bıraktı.

Kanundaki Değişikliğin Perde Arkası: Güvenlik mi, Belirsizlik mi?

Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan bu değişikliğin temel amacı, şüphesiz ki trafikte dikkat dağınıklığını önlemek ve sürüş güvenliğini artırmaktır. Ancak, “sürücünün görüş alanında bulunan” ve “mevzuata uygun olmayan” ibarelerinin netlikten uzak olması, uygulayıcılar ile vatandaşlar arasında yorum farklılıklarına neden olmaktadır. Hangi tip ekranların veya cihazların tam olarak bu kategoriye girdiği, mevcut sistemlerin yasalara uygun olup olmadığı konusundaki belirsizlik, hem trafik polislerinin denetimlerini hem de sürücülerin durumlarını anlamalarını güçleştirmektedir. Çoğu araçta fabrika çıkışlı veya yetkili servislerce takılmış multimedya ekranları bulunurken, yeni düzenlemenin bu cihazları da kapsayıp kapsamadığı yönündeki net bilgi eksikliği, kaosu körüklemektedir. Bu durum, yasanın iyi niyetli hedeflerine gölge düşürmekte, vatandaş nezdinde bir haksızlık algısı yaratmaktadır.

Multimedya Satıcıları Kepenk Kapatma Noktasında

Sektör temsilcileri ve esnaf, düzenlemenin işlerini adeta bıçak gibi kestiğini belirtiyor. Araç içi multimedya ve ses sistemi satışı yapan Fatih Demirci, kendi aracındaki ekranı dahi sökmek zorunda kaldığını çarpıcı bir şekilde ifade etti. Demirci, “Geçen akşam dükkanımı kapattıktan sonra trafik çevirmesine yakalandım. Aracımda ses sistemi ve multimedya ekran olduğu için ceza kesileceğini öğrendim. Polis ekiplerine esnaf olduğum için bu ekranları müşterilerime tanıtım amaçlı kendi aracımda örnek olarak gösterdiğimi söyledim. Ceza kesmezseniz multimedya ekranı gider gitmez sökeceğimi belirttim. Ertesi gün dükkanıma geldiğimde aracımdaki ses sistemini ve multimedya ekranı söktüm,” sözleriyle yaşadığı şaşkınlığı ve mağduriyeti dile getirdi. Esnaf, bu durumun sadece kendilerini değil, tüm sektörü olumsuz etkilediğini vurguluyor. Günde 7-8 araçtan ekran sökme talepleriyle karşılaştıklarını belirten Demirci, satış yapamadıkları için dükkanlarını kapatma noktasına geldiklerini de ekledi. Bu durum, yüzlerce küçük ve orta ölçekli işletmenin ekonomik olarak büyük bir darboğaza sürüklendiğinin açık bir göstergesidir.

Sürücülerin Çaresizliği: Beklenmedik Mağduriyetler

Sürücüler cephesinde ise durum daha da vahim. Henüz iki hafta önce aracına multimedya ekran taktırdığını belirten Yusuf Kızıl, yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle anlattı: “Aracıma iki hafta önce ekran taktırmıştım. Geri söktürdüm, pişman oldum gerçekten. Bunun için de bayağı da para ödedim. Mağdur oldum, ne yapacağımı bilmiyorum.” Kızıl’ın durumu, binlerce sürücünün karşı karşıya kaldığı belirsizliği ve maddi kayıpları gözler önüne seriyor. Eskiden yasal olan, hatta pek çok araçta standart donanım olarak sunulan bir özelliğin bir anda yasa dışı hale gelmesi, sürücüler arasında kafa karışıklığı ve endişe yaratmıştır. Kurulum için ödenen ücretlerin boşa gitmesi, söküm maliyetlerinin eklenmesi ve en önemlisi de cezai yaptırım korkusu, vatandaşları büyük bir çaresizliğe itmektedir. Bu durum, kanun koyucunun halkın beklentilerini ve mevcut durumu yeterince analiz etmediği eleştirilerini de beraberinde getiriyor.

Kamuoyunda Yükselen Sesler ve Çözüm Beklentisi

Yaşanan mağduriyetler karşısında hem esnaf hem de sürücüler, yetkililere acil çağrıda bulunuyor. Fatih Demirci’nin “Ses sistemini yüksek sesle dinleyip gezen varsa bu kişiye ceza yazın ama arabamda bulunduruyorum diye ceza yemeyim,” şeklindeki serzenişi, yasanın ruhu ile uygulamasındaki farklılığı net bir şekilde ortaya koyuyor. Temel beklenti, bir ayrım yapılmasıdır: Sürüş güvenliğini tehlikeye atacak şekilde kullanılan cihazlar ile sadece araçta bulunan ancak sürüş anında kullanılmayan veya fabrika çıkışlı olan sistemler arasında bir fark gözetilmesi talep edilmektedir. Ayrıca, mağduriyetlerin giderilmesi adına bir geçiş süreci tanınması, mevcut sistemlerin yasal çerçeveye uygun hale getirilmesi için belirli bir süre verilmesi ve en önemlisi, “mevzuata uygun olmayan” tanımının daha somut ve anlaşılır kıstaslarla netleştirilmesi istenmektedir. Bu adımlar atılmazsa, mağduriyetlerin artarak devam edeceği ve ekonomik kayıpların daha da büyüyeceği öngörülmektedir. Kamuoyu, bu konuda somut adımlar atılmasını ve uygulamanın daha adil bir zemine oturtulmasını beklemektedir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir