Ulus Meydanı’nda Nefes Kesen Takip
Milli İstihbarat Teşkilatı’nın öncülü olan Milli Emniyet Hizmeti Riyaseti’nin (MAH) tozlu raflarından çıkan bir rapor, başkent Ankara’nın 1940’lı yıllardaki karanlık ve gizemli atmosferini gün yüzüne çıkardı. ‘Aceledir’ koduyla Ankara B Amirliği’ne iletilen talimat, o dönemde şehrin kalbinde yürütülen bir casusluk operasyonunun tüm detaylarını barındırıyor. Hedefteki isim ise henüz kimliği belirlenemeyen ancak faaliyetleri büyük risk teşkil eden ‘kısa boylu ve sarışın’ bir yabancı uyruklu şahıs.
Olaylar, Ulus Meydanı’nda bulunan ve dönemin en popüler dükkanlarından biri olan Tan Kırtasiye’de başlıyor. Şüphelinin, mağazadan bir adet Leica marka fotoğraf makinesi ve beraberinde tam 35 makara film satın alması istihbarat birimlerini teyakkuza geçirdi. Sadece bir alışverişten ibaret olmayan bu durum, şahsın sürekli olarak yazı kopyalama ve bu kopyaların nasıl büyütüleceği hakkında teknik bilgiler sormasıyla bir ‘ulusal güvenlik’ meselesine dönüştü. Mağaza sahiplerinin ifadesine göre, bu gizemli adamın Rus veya Bulgar olma ihtimali üzerinde duruluyor.
Shell Deposundaki Gizli Cihazın Peşinde
İstihbarat raporunun en kritik noktası, şüphelinin fotoğraf baskısında kullanılan ‘agrandisman’ cihazına olan yoğun ilgisi. Elindeki Leica makineyle çektiği gizli belgeleri büyütmek için bu cihaza ihtiyaç duyan şüpheli, Tan mağazasında aradığını bulamayınca operasyonun seyri değişti. Mağaza sahipleri, Shell benzin deposunda bulunan bir parçayı kullanarak el yapımı bir cihaz hazırlayabileceklerini belirterek şüpheliyle randevulaştı.
Bu noktada MAH, operasyon için düğmeye bastı. Raporda, şüphelinin 17 Ağustos 1940 Cumartesi günü dükkana geleceği belirtilerek, personelin ‘uyanık ve gayretli’ olması istendi. Talimat netti: Şüpheliyi açıkça takip etmek deşifre olma riskini taşıyordu. Bu yüzden dükkan sahiplerinin Shell deposundan parçayı getirme süreci bir perdeleme olarak kullanılacak, bu sırada dükkanda bulunan ‘sarışın adam’ adım adım izlenecekti. Amaç, şahsın gerçek kimliğini ve topladığı bilgileri nereye aktaracağını kesin olarak saptamaktı.
İkinci Dünya Savaşı Gölgesinde Ankara
Bu operasyonun gerçekleştiği 1940 yılı, dünyanın İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkisiyle boğuştuğu ve Türkiye’nin tarafsızlığını korumak için yoğun bir diplomatik ve istihbari savaş verdiği döneme rastlıyor. Ankara, o yıllarda sadece bir başkent değil, aynı zamanda uluslararası casusların, diplomatik oyunların ve gizli servislerin çarpışma sahasıydı. Leica makinelerin casusluk faaliyetlerinde en etkili araç olduğu o günlerde, her makara film stratejik bir tehdit anlamı taşıyordu.
MAH belgelerinde ‘Ankara’nın uyanık ve gayretli memurları’ olarak nitelendirilen istihbarat personeli, o gün sadece bir şüpheliyi değil, Türkiye’nin güvenliğine kasteden gizli bir ağın ucunu yakalamaya çalışıyordu. Günümüzde MİT arşivlerinin aralanmasıyla ortaya çıkan bu bilgiler, modern Türk istihbaratının temellerinin ne kadar zorlu şartlarda ve ne kadar keskin bir dikkatle atıldığını bir kez daha kanıtlıyor. O gün Ulus’ta başlayan o takip, belki de devletin kaderini etkileyen büyük bir sızıntıyı henüz başlamadan engelledi.






