MENÜ
22 Haziran 2026 Pazartesi
DOLAR 46,4720 ▲ %0,03
EURO 53,2873 ▼ %0,08
ALTIN 6.237,81 ▲ %0,52

Adliyede Kurşun Sesi: ‘İstesem Öldürürdüm’ Diyen Savcının Savunması

Adaletin Koridorlarında Yankılanan Dehşet

Hukukun kalbi sayılan adliye koridorları, bu kez bir davanın çözümü için değil, bir cinayet teşebbüsünün dehşetiyle sarsıldı. İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görevli Cumhuriyet Savcısı Muhammed Çağatay Kılıçarslan’ın, İstinaf Hakimi Aslı Kahraman’ın odasına girerek tetiğe basması, sadece bir ‘aşk’ hikayesinin sonu değil, adaletin temsilcileri arasındaki korkunç bir hesaplaşmanın perde arkasını araladı. Olayın vahameti, silah seslerinin yankılandığı o kapalı kapıların ardında yaşananların mahkeme salonuna taşınmasıyla daha da derinleşti.

Çaycı Yakup’un Müdahalesi Bir Hayatı Kurtardı

Olay günü yaşananlar, sıradan bir tartışmanın çok ötesindeydi. Savcı Kılıçarslan, Hakime Kahraman’ın odasına girip ilk kurşunu sıktığında, mermi talihsiz kadının bacağına isabet etti. İkinci kez tetiğe asılmaya hazırlandığı o karanlık anda, odada bulunan cezaevi hükümlüsü çaycı Yakup K., canını hiçe sayarak savcıya müdahale etti. Eğer o çaycı orada olmasaydı, bugün belki de bambaşka bir yas haberini konuşuyor olacaktık. Hakim Kahraman olaydan yaralı kurtuldu ancak açılan davanın detayları, bir hukukçunun nasıl bir saplantının kurbanı olabileceğini tüm çıplaklığıyla gösterdi.

‘Aşk Çıkrığı Olmayan Bir Kuyuya Benzer’

Mahkeme salonunda savunma yapan sanık Savcı Kılıçarslan’ın sözleri, dinleyenlerin kanını donduran cinstendi. Yaşananları tamamen bir aşk hadisesi olarak nitelendiren Kılıçarslan, “Aşk çıkrığı olmayan bir kuyuya benzer, ben de çıkamadım” diyerek kendini savundu. Üstelik soğukkanlılığını bir an olsun yitirmeden, “İstesem öldürürdüm, kafasına tek kurşunla bitirebilirdim” ifadelerini kullanması, mahkeme heyetinde ve salondakilerde derin bir sessizlik yarattı. Kendini bir kurban gibi lanse eden sanığın, şiddeti aşkla meşrulaştırma çabası davanın en sarsıcı noktalarından biri oldu.

Banka Dekontlarıyla Israrlı Takip

Müşteki Hakime Aslı Kahraman’ın ifadeleri ise bir kadının nasıl bir kuşatma altına alındığını gözler önüne serdi. Kahraman, tüm dijital mecralardan engellemesine rağmen sanığın durmadığını, banka hesaplarına para göndererek açıklama kısmına yazdığı notlarla kendisini taciz etmeye devam ettiğini anlattı. “Odamın telefon fişini çekerek çalışıyordum, sürekli arkamı kolluyordum” diyen Kahraman, adaleti dağıtan bir isimken nasıl bir korku çemberine hapsolduğunu kelimelere döktü. Sanığın baskın yapar gibi odaya gelmesi ve fiziksel şiddet uygulaması, davanın seyrini değiştirecek ağırlıktaydı.

‘Hala O Gücüm ve Kudretim Var’

Duruşmanın en çarpıcı anlarından biri de sanık savcının “itibarım zedeleniyor” çıkışıydı. Kılıçarslan, basının kendisini saplantılı bir aşık gibi yansıttığını iddia ederek, “Ben müştekinin hakimlik yapmasını engelleyebilirdim. Hala o gücüm ve kudretim var” diyerek tehditkar bir ton takındı. Mahkeme başkanı ise özel hayat tartışmalarına kapıyı kapatarak, davanın hukuk sınırları içerisinde kalması gerektiğini sert bir dille hatırlattı. Adaletin iki neferinin karşı karşıya geldiği bu dosya, hırsın, tutkunun ve kontrolsüz öfkenin bir insanı ne noktaya getirebileceğinin en somut kanıtı olarak kayıtlara geçti. Sanığın 42 yıla kadar hapsi istenirken, yargı camiası bu sarsıcı davanın sonunu bekliyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir