Türkiye’nin manevi başkentlerinden biri kabul edilen Bursa’da, Ramazan ayının ruhu her köşede farklı bir ihtişamla yaşanırken, Yıldırım ilçesindeki Emir Sultan Mahallesi, yarım asrı deviren sıra dışı bir gelenekle dikkatleri üzerine çekiyor. Türkiye’nin hemen her sokağında yankılanan sahur davulunun sesi, bu mahallenin sınırlarına yaklaştığında yerini derin bir sükûnete ve geleneksel bir nidaya bırakıyor. Yaklaşık 70 yıldır süregelen bu durum, bir sessizlikten ziyade, tarihe ve mahallenin ismini aldığı o büyük manevi şahsiyete duyulan derin bir saygının tezahürü olarak kabul ediliyor.
Manevi Mirasın Koruyucusu: Emir Sultan’da Sahur Sessizliği
Mahallenin kalbinde yatan bu sessizliğin öznesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun manevi mimarlarından, Yıldırım Bayezid’in damadı ve Hz. Muhammed’in (S.A.V) soyundan geldiğine inanılan Muhammed bin Ali El Hüseyni el Buhari, yani halk arasındaki adıyla Emir Sultan Hazretleri. Mahalle sakinleri, yüzyıllardır türbesi ve camisiyle bölgeyi onurlandıran bu büyük zata karşı hürmetlerini, sahur vaktinde gürültü yapmayarak gösteriyor. Rivayete göre, onyıllar önce sahurda davul çalan bir davulcunun yaşadığı olağanüstü bir olaydan sonra mahallede davul sesi tamamen kesilmiş ve bu durum kuşaktan kuşağa aktarılarak bir toplumsal sözleşmeye dönüşmüş.
Sosyolojik açıdan incelendiğinde, bu tür mikro-geleneklerin mahalle kültürünü diri tuttuğu ve kolektif bir aidiyet duygusu oluşturduğu görülüyor. Günümüzde modern şehir hayatının getirdiği tek tipleşmeye karşı bir direnç noktası oluşturan bu gelenek, sadece bir ‘davul çalmama’ eylemi değil, aynı zamanda yerel tarihin ve inancın gündelik yaşamla harmanlanması olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu tip uygulamaların şehirlerin ruhunu koruduğunu ve toplumsal hafızayı güçlendirdiğini vurguluyor.
‘Pilava Pilava’ Nidasıyla Şekillenen Bir Mahalle Kültürü
Davul sesinin yerini alan ise, en az bu gelenek kadar samimi bir yöntem: “Pilava, pilava!” diye bağıran sokak görevlileri. Sahur vaktinde mahalle sakinlerini uyandırmak için sokak aralarında yankılanan bu nida, hem bir çağrı hem de geçmişin sıcaklığını taşıyan bir selamlama biçimi haline gelmiş. Yaklaşık 40 yıldır bu mahallede yaşayan Şerafettin Torun, geleneğin yaşayan şahitlerinden biri olarak, mahalle dışından gelenlerin bu duruma şaşırdığını anlatıyor. Torun’un aktardığına göre, bu nidayı duyan yeni komşular bazen pilav dağıtıldığını sanarak kapı önüne tencereyle çıkıyor; bu tatlı yanlışlıklar ise mahallenin neşesi ve birleşme vesilesi oluyor.
Emir Sultan Mahallesi’ndeki bu kadim atmosfer, Ramazan ayının sadece fiziksel bir ibadet değil, aynı zamanda estetik ve saygı odaklı bir yaşam biçimi olduğunu hatırlatıyor. Gelecek nesillere aktarılması planlanan bu miras, Bursa’nın kültürel zenginliğinin en nadide parçalarından biri olarak kalmaya devam ediyor.






