Erken Uyarı Sistemi Neden Devreye Girmedi?
Bolu’nun Gerede ilçesi, son yılların en sarsıcı trajedilerinden birine sahne oldu. Kitirler Mahallesi’nde henüz hayatının baharında, sadece 2 aylık olan Ela bebeğin boğazı kesilerek katledilmesi, toplum olarak nerede hata yaptığımızı bir kez daha yüzümüze çarptı. Analitik bir gözle bakıldığında, bu olay sadece münferit bir cinayet değil; bir dizi sinyalin, uyarının ve toplumsal mekanizmanın boşa çıkmasının acı bir kronolojisidir. İşte biz tam bu noktada, sistemin verdiği alarmları doğru okuyamadığımızda kaybediyoruz.
Olayın arka planına baktığımızda, aslında ‘bağıran’ bir tehlikeyi görüyoruz. Mart ayında doğum yapan anne Serpil C.’nin, olaydan yaklaşık bir ay önce gittiği rutin kontrolde bir doktor tarafından fark edilen ruhsal durumu, vakanın en kritik noktası. Uzman doktorun aileyi ‘psikiyatri servisine gidin’ diyerek uyarması, aslında sistemin ürettiği son güvenlik duvarıydı. Veriler ve tecrübeler gösteriyor ki; lohusalık dönemi ve sonrasında gelişen psikolojik dalgalanmalar, profesyonel takip gerektiren ciddi süreçlerdir. Ailenin Bolu’da özel bir hastaneye başvurduğu iddia edilse de, bu sürecin takibi ve denetimindeki boşluk, bugün minik bir bedenin toprağa girmesiyle sonuçlandı.
Korkunç Mesaj: “Bebek Öldü, Ben Gidiyorum”
Cumartesi günü yaşananlar, bir babanın hayatı boyunca unutamayacağı bir kabusa dönüştü. Eşinden gelen “Bebeğe bir şey oldu, ben evden gidiyorum” telefonuyla sarsılan Selahattin C., eve girdiğinde 2 aylık kızı Ela’nın cansız bedeniyle karşılaştı. İşte bu nokta, iletişimin koptuğu ve trajedinin tamamlandığı andır. Katil zanlısı olarak tutuklanan annenin, olay yerinden kaçarak D-100 kara yolunda kilometrelerce yürümesi, rasyonel bir kaçış planından ziyade, derin bir zihinsel karmaşanın ve kopuşun kanıtı niteliğindedir. Emniyetteki “Ben yapmadım” savunması ise, adli sürecin en karmaşık düğümü olmaya aday görünüyor.
Toplumsal Kayıp ve Takip Eksikliği
2024 yılında dünyaevine giren, biri fabrika işçisi diğeri ev hanımı olan genç bir çiftin hikayesi, nasıl oldu da bir cinayet dosyasına dönüştü? Biz, bireyin sağlığını toplumsal bir sorumluluk olarak görmediğimiz sürece bu tür haberleri okumaya devam edeceğiz. ‘Canavarca hisle kasten öldürme’ suçlamasıyla tutuklanan bir anne ve hastanede sinir krizi geçiren bir baba… Gerede’nin Demircisopran köyünde toprağa verilen sadece Ela bebek değil, aynı zamanda erken müdahale şansımızdı.
Bu vaka, yerel sağlık denetimlerinin ve aile içi psikolojik destek mekanizmalarının ne kadar hayati olduğunu, sadece istatistiklerin değil, vicdanların da meselesi olduğunu kanıtlıyor. Soruşturma derinleşirken, bu tür trajedilerin önüne geçmek için kağıt üzerindeki uyarılardan çok daha fazlasına, yani gerçek bir takip sistemine ihtiyacımız olduğu gerçeğiyle baş başa kalıyoruz.






