MENÜ
07 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

Okulda Şiddetin Faili Çocuklar Değil: Biziz!

Aynadaki Yüzümüz: Okulda Şiddetin Kaynağı

Çocuklar boş bir levha değil, bizi yansıtan birer aynadır. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara sıçrayan şiddet olaylarını sadece ‘çocuk öfkesi’ diyerek geçiştiremezsiniz. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in İstanbul’da düzenlenen Montessori Zirvesi’nde kurduğu cümleler, aslında toplumun suratına çarpılmış bir gerçeklikten ibaret. Sokakta birbirine tahammülü olmayan, trafikte cinnet geçiren, sosyal medyada nefret kusan bir yetişkinler dünyasının çocuklardan nezaket beklemesi tam bir ikiyüzlülüktür. Biz neysek, okuldaki o çocuk da odur. Çocukların ruhuna sızan bu şiddet sarmalı, bizzat bizim ellerimizle örülüyor.

Sanal Zehir ve Kaybedilen Sınırlar

Bakan Tekin’in altını çizdiği ‘dijital hoyratlık’ meselesi, bugün sınıfların en büyük düşmanı haline geldi. Ekranda normalleştirilen her türlü şiddet ve kabalık, ertesi gün okul koridorlarında birer yumruk ya da hakaret olarak karşımıza çıkıyor. Modern dünya bize sınırsız imkân sunarken, manevi sınırlarımızı elimizden aldı. Hudutları gevşetilmiş bir terbiye anlayışıyla yetiştirilen çocukların, en ufak bir kriz anında taşkınlık yapması asla tesadüf değildir. İhmal ettiğimiz her değer, bugün okul bahçelerinde birer güvenlik sorununa dönüşmüş durumda. Dijital dünya, çocuklarımızın ruhunu sessizce kemiren bir canavara dönüşürken biz sadece seyrediyoruz.

Önce Kendi Dilimize Bakacağız

Eğer bir çocuğun dilinde öfke büyüyorsa, o tohumu oraya birileri mutlaka ekti. Evin içinde kurulan dilden, öfke anında takınılan tavra kadar her şey zihinlere tek tek kaydediliyor. Bakan’ın uyarısı net: Nasihat etmeyi bırakıp, yaşantımızı düzeltmek zorundayız. Montessori gibi ‘çocuğun potansiyelini özgürleştirme’ odaklı yaklaşımlar, ancak disiplinli ve sevgi temelli bir zeminde yeşerebilir. Biz sertliği çoğalttıkça, çocuklar da o sertliğin altında eziliyor ya da o sertliği silah olarak kullanmaya başlıyor. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşananlar münferit birer olay değil, toplumsal bir çürümenin sınıflara sızmış halidir.

Geleceği Kurtarmak İçin Son Şans

Okul sadece dört duvardan ibaret bir eğitim alanı değildir; orası toplumun en hassas laboratuvarıdır. Eğer bu laboratuvarda sürekli patlamalar oluyorsa, içeriye verdiğimiz malzemeleri acilen kontrol etmemiz gerekir. Dijital dünyayı bir bakıcı olarak kullanan, çocuğunun eline tableti verip kendi sessizliğini satın alan ebeveynler, bu faturanın en ağır kısmını ödeyecek olanlardır. Çocuğun ruhuna taşınan o hoyratlık, bir gün mutlaka bir eylem olarak geri döner. Bugün okul kapısında bekleyen tehlike, aslında bizim kendi evimizin salonunda beslediğimiz ihmallerden başkası değil. Artık aynaya bakma vakti geldi de geçiyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir