MENÜ
06 Haziran 2026 Cumartesi
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

Gençler Neden Katil Oluyor? Görünmeyen Büyük Tehlike

Okullardaki Saatli Bombalar: Kim Bu Gençler?

Geçtiğimiz hafta önce Şanlıurfa’da, ardından Kahramanmaraş’ta yaşanan o korkunç sahneler hala gözümüzün önünde. Biri 19, diğeri henüz 14 yaşında iki çocuk… Okul koridorlarında ellerinde silahlarla dehşet saçtılar ve sonunda kendi hayatlarını da noktaladılar. Şimdi herkes ‘Neden?’ diye soruyor. Ekonomi şefi olarak ben size söyleyeyim: Bu sadece bir asayiş vakası değil, bu toplumsal sermayemizin, yani geleceğimizin iflas bayrağını çekmesidir. Bir toplumun en güvenli limanı olması gereken okullar, nasıl oldu da birer çatışma alanına dönüştü? Bu çocukları cinnetin eşiğine getiren, ellerine o silahları tutuşturan görünmez mekanizma nasıl işliyor?

Üç Farklı Profil: Psikopat, Psikotik ve Travmatize

Amerikalı psikolog Peter Langman, yıllarını bu ‘okul saldırganlarını’ incelemeye adamış bir isim. Langman’ın araştırmaları, bu çocukların tek bir kalıba sığmadığını gösteriyor. İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Veysel Bozkurt’un da dikkat çektiği bu analizlerde üç temel tip öne çıkıyor. İlki ‘psikopatlar’. Bunlar kendilerini dünyanın merkezi, hatta birer ‘tanrı’ gibi görüyorlar. Columbine katili Eric Harris gibi günlüklerine ‘Ben Tanrıyım’ yazacak kadar ileri gidiyorlar. İkinci grup ‘psikotikler’. Onlar kafalarının içindeki seslerle boğuşuyor, gerçeklikten kopmuş durumdalar. Üçüncü grup ise en can yakıcısı: ‘Travmatize olmuşlar’. Parçalanmış aileler, yıllarca süren fiziksel ve cinsel istismarın altında ezilen, öfkesi on altı yıl boyunca biriken çocuklar…

‘Şaka Yapıyor’ Dediklerimiz Aslında Plan Yapıyor

En büyük hatayı nerede yapıyoruz biliyor musunuz? Duymazdan geliyoruz. Prof. Dr. Bozkurt’un ‘sızıntı’ dediği olay tam da bu. Bu saldırganlar yapacaklarını aslında önceden bağırıyorlar. Okul krokileri çiziyorlar, hedef listeleri oluşturuyorlar, sağda solda ‘Görürsünüz siz’ diye imalarda bulunuyorlar. Ama çevreleri, arkadaşları, hatta öğretmenleri ‘Aman canım, ergenlik işte, şaka yapıyordur’ diyerek bu sinyalleri halının altına süpürüyor. Oysa o ‘şaka’ dediklerimiz, haftalar sonra manşetlere kanlı birer haber olarak düşüyor. Bu çocukların çoğu izole, yalnız kurtlar değil; aksine, niyetlerini bir şekilde dışa vuran ama ‘kolektif körlük’ yüzünden fark edilmeyen bombacılar.

Disiplin Cezası Çözüm Değil, Tetikleyici Oluyor

Peki sistem ne yapıyor? Bir sorun çıktığında çocuğu okuldan uzaklaştırıyor, atıyor veya ağır disiplin cezaları veriyor. Langman’ın tezi burada tokat gibi iniyor: Ceza, bu çocuklardaki reddedilmişlik hissini ve nefreti sadece körüklüyor. Şanlıurfa’daki olayda bunun izlerini net bir şekilde gördük. Mesele sadece cezalandırmak değil, o zihindeki kozmik adaletsizlik duygusunu daha en başından yakalayabilmek. Saldırganların büyük çoğunluğunun okul personelini hedef alması tesadüf değil; bu, otoriteye, onları ‘eğitmeye’ çalışan sisteme karşı girişilmiş kanlı bir başkaldırı. Eğer bu sinyalleri okumayı öğrenemezsek, sadece polisiye tedbirlerle bu yangını söndüremeyiz. Bu işin faturası hepimize, tüm topluma çıkıyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir