MENÜ
25 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 46,5285 ▲ %0,03
EURO 53,0266 ▲ %0,25
ALTIN 5.976,55 ▼ %0,06

Deprem Bilgesi Semih Tezcan’ın Vedası: Bir Devir Kapandı

Beton Yığınları Arasında Bir Bilim Feneri Söndü

Türkiye, her sarsıntıda güvenli bir liman ararken, o limanın en sağlam fenerlerinden biri ebediyete intikal etti. Prof. Dr. Semih Tezcan, sadece bir akademisyen değil, bu toprakların jeolojik gerçeğiyle mühendislik aklını buluşturan nadir zihinlerden biriydi. Onun kaybı, sadece bir isim eksilmesi değil, devasa bir tecrübe kütüphanesinin kapılarını bir daha açılmamak üzere kapatması anlamına geliyor. Bilimin sustuğu, popülizmin konuştuğu her dönemde onun uyarıları, binaların taşıyıcı kolonlarından daha hayati bir zorunluluktu.

Depremi Bilen Adam: Bilimle Geçen 94 Yıl

1932 doğumlu bu koca çınar, Türkiye’nin teknik üniversite ekolünün en altın çağında yetişmişti. İTÜ’nün efsanevi İnşaat Fakültesi’nden 1950’lerin başında mezun olduğunda, önünde sadece bir kariyer değil, inşa edilmeyi bekleyen bir ülke vardı. Tezcan, yapısal mühendislik ve deprem güvenliği konularında uzmanlaşırken, aslında Türkiye’nin geleceğini sağlama alıyordu. 1966 yılında Robert Kolej’de başlayan serüveni, kurumun Boğaziçi Üniversitesi’ne evrilmesiyle bambaşka bir boyut kazandı. O, binaların sadece demir ve çimentodan ibaret olmadığını, her bir kirişin altında binlerce insanın can emniyetinin yattığını her fırsatta hatırlattı.

Boğaziçi’nin Fırtınalı Yıllarında Bir Kaptan

1979-1982 yılları arası, Türkiye’nin en sancılı dönemlerinden biriydi. Üniversitelerin siyasetin gölgesinde kaldığı o fırtınalı günlerde, Boğaziçi Üniversitesi’nin ikinci seçilmiş rektörü olarak dümene geçti. Tezcan, sadece bir yönetici değil, akademik liyakatin ve üniversite özerkliğinin sarsılmaz bir savunucusuydu. YÖK Rektörler Konseyi Başkanlığı yaptığı dönemde dahi, bilimin bürokrasiye kurban edilmemesi için verdiği mücadele, akademik tarihimizin onur sayfalarından biri olarak kaldı. Onun döneminde yetişen öğrenciler, sadece mühendislik formüllerini değil, bir bilim insanının topluma karşı sorumluluğunun ne olduğunu da ondan öğrendiler.

Bir Akademik Mirasın Anatomisi

Onun öğrencisi olmak, mukavemet dersinde sadece yük hesaplamak değildi; bir mühendisin vicdan sahibi olması gerektiğini anlamaktı. Tezcan, teknik bilginin ahlakla harmanlanmadığı sürece sadece yıkılmaya mahkum beton yığınları üreteceğini savundu. Bugün arkasında bıraktığı binlerce mezun ve yazdığı sayısız makale, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle mücadelesinde en büyük cephanemiz olmaya devam ediyor. Bir bilim insanı aramızdan ayrılabilir, ancak kurduğu ekol ve yetiştirdiği zihinler, gelecekteki sarsıntılarda ayakta kalacak her yapının harcında yaşamaya devam edecek. Türkiye, çok önemli bir hafızasını kaybetti; şimdi o hafızanın bıraktığı mirasa sahip çıkma vaktidir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir