Diplomasinin Ötesinde Bir Hesaplaşma
Ankara’nın tozlu yollarında diplomatik araçlar süzülürken, vatandaşın derdi yine aynı: “Bu görüşmeler benim hayatımı nasıl değiştirecek?” Hollanda Dışişleri Bakanı Berendsen, göreve gelmesinin ardından ilk Türkiye ziyaretini gerçekleştiriyor. Bu sadece bir nezaket ziyareti değil, 20 milyar dolarlık bir ticaret hedefinin ve yıllardır süregelen vize işkencesinin masaya yatırılacağı bir hesaplaşma günü. Hakan Fidan, iki NATO müttefiki arasındaki ilişkileri kağıt üzerinden çıkarıp sokağa, esnafa ve ihracatçıya dokunacak bir boyuta taşımak zorunda.
Vize Duvarı Artık Yıkılmalı
Yıllardır Avrupa kapılarında bekletilen, vize randevusu almak için servet döken Türk iş insanı ve öğrencisi için bıçak kemiğe dayandı. Fidan’ın Hollandalı mevkidaşına Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi konusunu sadece bir temenni olarak değil, bir zorunluluk olarak sunması bekleniyor. Hollanda, Türkiye’deki en büyük doğrudan yatırımcı konumunda. 33 milyar dolarlık bir yatırım hacminden bahsediyoruz ama bu devasa paranın döndüğü yerde Türk vatandaşı hala vize kuyruklarında sürünüyorsa, burada büyük bir samimiyet testi var demektir. Ortak gündemde yer alan meselelerle ilgili artık somut bir ilerleme sağlanması elzemdir.
20 Milyar Dolarlık Hedef Kimin Cebine Girecek?
İkili ticaret hacminin 13,3 milyar dolardan 20 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor. Bu rakamlar sadece makroekonomik veriler değil; yeni iş kapıları, daha fazla üretim ve kentsel refahın artması demek. Wittenburg Konferansı’nın 11. toplantısı Türkiye’de yapılacak. Bu toplantıların artık otel salonlarında kalmaması, organize sanayi bölgelerine ve limanlara yansıması gerekiyor. Hollanda ile kurulan bu ekonomik köprü, eğer doğru tahkim edilirse, artan maliyetler altında ezilen yerel ticaret için can suyu olabilir. Hollanda’daki 500 bin kişilik Türk toplumu, bu ticaretin en önemli beşeri köprüsü konumunda bulunuyor.
Bölgesel Ateş Çemberinde Türkiye’nin Rolü
Dünya yanıyor. İsrail ve ABD’nin İran eksenli hamleleriyle başlayan çatışmalar derken Orta Doğu bir barut fıçısına dönmüş durumda. Fidan, bu kaosun ortasında Türkiye’nin istikrar adası olma iddiasını bir kez daha vurgulayacak. İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki hukuk dışı eylemleri ve Lübnan’a yönelik saldırıları bölgesel istikrarı doğrudan tehdit ediyor. Ancak bizim için asıl mesele, bu jeopolitik krizlerin gölgesinde Türkiye’nin kendi haklarını ve vatandaşının refahını nasıl koruyacağıdır. Rusya-Ukrayna savaşından Suriye’nin geleceğine kadar her konu masada. Hollanda gibi stratejik ortakların, Türkiye’nin taleplerine stratejik bir körlükle değil, gerçekçi bir akılla bakması gerekiyor.






