Havana Koridorlarında Gizli Diplomasi Trafiği
Ankara kulislerinde diplomasi her zaman kapalı kapılar ardında konuşulanlarla şekillenir ancak bu sefer haber okyanusun ötesinden, Küba’dan geldi. On yılı aşkın bir sürenin ardından Amerikan heyeti sessiz sedasız Havana’ya iniş yaptı. Masadaki isimler ise tesadüf değil; bizzat Raul Castro’nun torunu Guillermo Rodriguez Castro ile üst düzey bürokratlar bir araya geldi. Bu temas, sadece diplomatik bir nezaket ziyareti olmanın çok ötesinde anlamlar taşıyor.
Peki, bu görüşmenin alt metni bize ne anlatıyor? Washington, sadece el sıkışmaya gitmedi; heybenin içinde oldukça stratejik bir teklif var: Starlink uydu interneti. Elon Musk’ın bu teknolojisini Küba’ya taşımayı teklif eden ABD, aslında adadaki dijital izolasyonu kırmak ve Amerikan etkisini doğrudan halkın evine sokmak için zemin yokluyor. Washington’dan gelen ‘Ada bir ulusal güvenlik tehdidi haline gelmemeli’ mesajı ise, bu ‘teknolojik teklifin’ arkasındaki sert gücü gizlemeye yetmiyor.
Karanlığa Gömülen Ada: Enerji Krizi Kapıda
Küba şu an tarihinin en ağır sınavlarından birini veriyor. Venezuela’dan gelen petrol akışının kesilmesiyle birlikte ada adeta karanlığa gömüldü. Başkent Havana’da geceleri sokak lambaları yanmıyor, çöp yığınları toplanmayı bekliyor ve hastanelerde temel sağlık hizmetleri dahi verilemez hale geldi. Beyaz Saray ise bu çaresizliği bir fırsat penceresi olarak görüyor. Trump’ın ’50 yıldır bu anı bekliyorum, Küba kucağıma düştü’ şeklindeki iddialı çıkışı, adanın içinde bulunduğu ekonomik çıkmazın Washington tarafından nasıl bir avantaja dönüştürüldüğünü kanıtlıyor.
Rubio Faktörü ve Florida Lobisi
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun konumu bu süreçte kilit önemde. Kendisi Küba kökenli bir ailenin çocuğu ve Havana’daki komünist yönetime karşı tavrı her zaman çok sert oldu. Florida’daki yaklaşık 2 milyon Kübalı göçmenin siyasi gücü, Washington’ın Küba politikasını belirleyen asıl dinamiklerden biri. Eski Büyükelçi Hasan Servet Öktem’in de dikkat çektiği gibi, Florida lobisinin bu sürece etkisi bir siyasi meseleden öte, yarım kalmış bir hesaplaşma niteliğinde.
Rejim Değişikliği mi, Ekonomik Dönüşüm mü?
Küba için artık iki yol var: Ya Çin ve Vietnam örneğinde olduğu gibi siyasi yapıyı koruyup ekonomiyi tamamen serbestleştirecekler ya da Washington’ın istediği topyekûn rejim değişikliğine boyun eğecekler. Ancak adadaki yönetim için Anayasa’nın değişmesi ve çok partili sisteme geçiş ‘kabul edilemez’ bir sınır olarak görülmeye devam ediyor. Rus tankerlerinin adaya ulaşması insani krizi bir nebze hafifletse de, döviz kıtlığı ve altyapı çöküşü Küba’yı köşeye sıkıştırmış durumda. Washington’ın Starlink teklifi, bu karmaşık satranç tahtasında sadece bir teknoloji yardımı değil, oyunun kurallarını değiştirecek bir hamle gibi görünüyor.






