MENÜ
23 Haziran 2026 Salı
DOLAR 46,4912 ▲ %0,02
EURO 53,1760 ▲ %0,02
ALTIN 6.191,85 ▼ %1,12

Trump-İran Anlaşması: Netanyahu’ya Ağır Fatura!

Masada Olmayanın Hesabı Başkası Öder

Hürmüz Boğazı’nın açılması şartıyla Trump ve İran arasında varılan iki haftalık ateşkes, Orta Doğu’daki tüm dengeleri altüst etti. Ama asıl gürültü İsrail tarafında kopuyor. Yıllardır ‘İran’ı durduracağız’ diyen Binyamin Netanyahu, büyük oyun kurulurken kapının önünde bırakıldı. Bu sadece diplomatik bir nezaketsizlik değil, İsrail’in bölgedeki ağırlığının nasıl eridiğinin ve faturanın vatandaşa ne kadar ağır çıkacağının en net göstergesi. Muhalefet liderleri ‘tarihi felaket’ diye bağırırken, aslında şunu demek istiyorlar: Kanı biz döktük, parayı biz harcadık ama masada Trump’ın piyonu olduk.

Hürmüz Boğazı Açılıyor Ama Kimin İçin?

ABD Başkanı Donald Trump’ın pragmatik hamlesi, küresel piyasaları rahatlatabilir ama İsrail’in güvenlik mimarisini yerle bir etmiş durumda. Hürmüz Boğazı dünya petrol ticaretinin şah damarı. Trump, kendi ekonomisini ve küresel enflasyonu düşünerek İran’la el sıkıştı. Ancak bu durum, İsrail’in bölgedeki ‘dokunulmaz’ imajına büyük bir çizik attı. Eski Başbakan Yair Lapid’in ifadesiyle, ulusal güvenliğin temeli tartışılırken masada olmamak, Netanyahu hükümetinin stratejik bir iflasıdır. Kibir ve planlama eksikliği, yıllardır biriktirilen askeri kazanımları bir gecede ABD’nin seçim malzemesine dönüştürdü.

Geleceğin Çatışması Daha Pahalıya Patlayacak

Avigdor Liberman’ın uyarısı aslında bir maliyet hesabı. İran’ın nefes alması, uranyum zenginleştirmeye devam etmesi ve balistik füze üretimine fon ayırması demek. Bugün ‘ateşkes’ diye sunulan bu mola, yarın İsrail vatandaşının daha yüksek vergi, daha fazla savunma harcaması ve daha ağır can kaybıyla ödeyeceği bir borç senedidir. Netanyahu, yalanlarla ‘tarihi zafer’ vaat ederken, aslında ülkeyi stratejik bir körlüğe sürükledi. Sahada kazanan ordu, masada kaybeden bir siyasi iradeyle karşı karşıya. Ekonomi şefi olarak söylüyorum; bu işin sonu İsrail için sadece siyasi değil, devasa bir ekonomik yıkım riski taşıyor.

Piyon Olmanın Siyasi Maliyeti

Milletvekili Meirav Ben Ari’nin ‘piyon’ çıkışı, aslında Tel Aviv’deki yönetim boşluğunu özetliyor. Saatlerce susan yetkililer, halka bu teslimiyetin nedenini açıklayamadı. Gazze’deki geçici durumların nasıl kalıcılaştığını hepimiz gördük. Trump, kendi ajandasını dayatırken Netanyahu ve ekibi sadece izlemekle yetiniyor. Bu durum, sadece bir dış politika hatası değil, aynı zamanda İsrail’in egemenlik haklarının başkasına devredilmesidir. Kısacası, İsrail ordusu sahada ter dökerken, siyasetçiler bu emeği hovarda bir mirasyedi gibi harcıyor. Bu faturayı ise yine sığınaklara hapsolmuş, enflasyonla boğuşan ve güvenlik kaygısı bitmeyen İsrail halkı ödeyecek.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir