MENÜ
05 Haziran 2026 Cuma
DOLAR 46,0787 ▲ %0,10
EURO 53,6106 ▼ %0,02
ALTIN 6.585,06 ▼ %0,58

Sınırda Yeni Dönem: Suriye’de Ordu Kartları Karıldı

Ankara’nın Gözü Sınırda: Birleşik Ordu Dönemi

Suriye sahasında yıllardır devam eden belirsizlik, yerini daha somut ve belki de daha sert bir gerçeğe bırakıyor. Suriye Savunma Bakan Yardımcılığı koltuğuna oturan eski SDG yetkilisi Sipan Hemo, beklenen açıklamayı yaptı: Dört SDG tugayı artık resmen Suriye ordusuna entegre edildi. Bu sadece bir askeri birleşme değil, bölgedeki ekonomik ve siyasi dengelerin kökten değişeceğinin ilk sinyali.

Ayn el Arab, Haseke, Kamışlı ve Derik’teki bu tugaylar, 29 Ocak Anlaşması uyarınca artık merkezi Şam yönetimine bağlı hareket edecek. Pratik saha çalışmalarına başlandığını duyuran Hemo, hedeflerinin ‘tek komuta altında disiplinli bir ulusal ordu’ olduğunu söylüyor. Peki, yıllardır milyarlarca dolar harcadığımız sınır güvenliği ve bölgedeki ticari çıkarlarımız bu yeni yapıdan nasıl etkilenecek? İşte asıl sormamız gereken soru bu.

Milyar Dolarlık Belirsizlik ve Ticaret Rotaları

Ekonomi şefi olarak söylüyorum; savaşın maliyeti sadece mermilerle ölçülmez. Bu birleşme, Suriye’nin kuzeyindeki enerji kaynaklarının ve tarım arazilerinin yönetiminin tek bir merkeze toplanması demek. Haseke ve Kamışlı gibi bölgeler, Suriye’nin ‘ekmek sepeti’ ve enerji deposudur. Bu bölgelerin kontrolünün Şam’a geçmesi, bölgedeki ekonomik rantın el değiştirmesi anlamına geliyor.

Eğer Suriye merkezi hükümeti bu bölgelerde tam hakimiyet sağlarsa, Türkiye için sınır ötesindeki lojistik maliyetler ve ticaret yollarının güvenliği yeniden masaya yatırılacak demektir. M4 karayolu üzerindeki ticaretin akıbeti, artık yerel grupların değil, doğrudan Şam’ın elinde olacak. Bu da Ankara ile Şam arasındaki ekonomik diplomasinin vites yükseltmesini zorunlu kılıyor. Lafı dolandırmaya gerek yok; sınırın öte yanındaki her hareket, bizim pazarımızdaki fiyatlara kadar yansıyor.

Bölgesel Parçalanmadan Merkezi Kontrole

Sipan Hemo, Suriye’nin beş ana askeri bölgeye ayrıldığını ve kendisinin ‘Doğu Bölgesi’ sorumluluğunu üstlendiğini belirtiyor. Bu, Şam’ın ülkeyi idari olarak yeniden dizayn ettiğinin kanıtı. Hemo’ya göre çözüm ayrışmada değil, hakların garanti altına alındığı birleşik bir Suriye’de yatıyor. Ancak bu ‘garantiler’ ve ‘birleşme’, bölgedeki mülteci geri dönüş maliyetlerinden tutun da gümrük kapılarındaki vergilendirme rejimine kadar her şeyi etkileyecek.

Vatandaşın anlayacağı dilden konuşalım: Sınırın öte yanındaki bu yapısal değişim, bizim cebimizi yakından ilgilendiriyor. Sınır güvenliği için harcanan devasa bütçelerin akıbeti, bu ordunun Türkiye’nin güvenlik kaygılarını ne kadar karşılayacağına bağlı. Eğer bu ‘tek komuta’, terör unsurlarını gerçekten tasfiye ederse, Türkiye’nin savunma sanayii ve askeri operasyon bütçelerinde bir rahatlama görülebilir. Ancak tam tersi bir durumda, faturanın daha da büyüyeceği aşikar. Suriye’de taşlar yerine otururken, Türkiye’nin bu yeni ‘maliyet kalemlerine’ hazırlıklı olması gerekiyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir