Yargı Zırhı Delindi: Netanyahu’ya Mahkemede Şok Red
İsrail siyasetinin en tartışmalı figürü olan Başbakan Binyamin Netanyahu, hakkındaki ağır yolsuzluk suçlamaları nedeniyle hakim karşısına çıktığı son duruşmada beklemediği bir engelle karşılaştı. Savunma Bakanlığı bünyesinde düzenlenecek resmi bir törene katılmak gerekçesiyle duruşma salonundan erken ayrılmak isteyen Netanyahu’nun bu talebi, mahkeme heyeti tarafından tereddütsüz şekilde geri çevrildi. Siyasi nüfuzunu yargı sürecinin üzerinde konumlandırmaya çalışan İsrail lideri, hukukun duvarına çarptı.
İsrail kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu hamle, adalet mekanizmasının yürütme organına karşı bağımsızlık duruşunu bir kez daha gözler önüne serdi. Duruşma salonundaki gergin anlar, davanın sadece hukuki bir süreç değil, aynı zamanda ülkenin geleceğini belirleyecek bir güç savaşı olduğunu açıkça kanıtlıyor.
“Güvenlik Tehdidi Yoksa Duruşma Devam Eder”
Mahkeme Heyeti Başkanı Hakim Rivka Friedman-Feldman, Netanyahu’nun ayrıcalık talebine karşı net bir hukuk dersi verdi. Mahkemenin geçmiş dönemlerde yaşanan gecikmeleri telafi etmek amacıyla çalışma programını defalarca esnettiğini hatırlatan Hakim Feldman, kuralların herkes için eşit uygulanacağını vurguladı. Mahkeme başkanı, çok açık bir sınır çizerek, hayati bir güvenlik aciliyeti bulunmadığı müddetçe duruşmaların önceden belirlenen takvime göre eksiksiz yürütüleceğini ilan etti.
Başbakanın törene katılabilmesi için tek taviz ise öğle arasının sadece 30 dakika uzatılması oldu. Bu katı duruşuyla mahkeme heyeti, sanık koltuğunda oturan kişinin unvanı ne olursa olsun, yargılama sürecinin ciddiyetinin sulandırılamayacağı mesajını net bir şekilde verdi.
Dosya 1000, 2000 ve 4000: Yolsuzluğun Anatomisi
Netanyahu’nun adliye koridorlarında yıllardır süren mesaisi, sıradan bir adli vakadan çok daha fazlasını içeriyor. İsrail Başbakanı; kamuoyunda “1000”, “2000” ve “4000” nolu dosyalar olarak bilinen üç devasa soruşturma kapsamında yargılanıyor. Bu dosyaların içeriği ise rüşvet almak, nitelikli dolandırıcılık yapmak ve görevi kötüye kullanmak gibi devleti sarsan iddialarla dolu.
Yaklaşık 6 yıldır devam eden bu hukuki mücadele, İsrail toplumunda derin bir kutuplaşmaya yol açmış durumda. Vatandaşlar, bir yandan ülkenin dış politikasını ve savunma stratejilerini yöneten liderin, diğer yandan ağır suçlamalarla mahkeme salonlarında hesap vermesini büyük bir endişeyle takip ediyor. Davanın uzaması toplumsal adalete olan inancı yıpratırken, yargının gösterdiği bu direnç hukukun üstünlüğü açısından kritik bir önem taşıyor.
Trump’ın Mektubu ve Af Senaryoları
Davanın arka planındaki uluslararası diplomasi trafiği de dikkat çekici boyutlara ulaştı. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, yolsuzluk iddialarının odağındaki Netanyahu’yu kurtarmak için Kasım 2025’te İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’a resmi bir mektup göndererek affedilmesini talep etmişti.
Daha önceki açıklamalarında asla af talebinde bulunmayacağını iddia eden Netanyahu, süreç ilerledikçe karar değiştirdi. Yaklaşık 6 yıllık yargılama sürecinin getirdiği yıpranmışlıkla, Kasım 2025’in son günlerinde Cumhurbaşkanı Herzog’a resmi af başvurusunda bulundu. Mahkemenin bugünkü tavizsiz duruşu, bu af talebinin Netanyahu için artık son çıkış yolu haline geldiğini gösteriyor.
Kaynak: Hürriyet






