İsrail hükümetinin en üst düzey stratejik karar alma organı olan güvenlik kabinesi, Washington ve Tahran hattında yükselen askeri tansiyonu değerlendirmek üzere olağanüstü gündemle toplandı. Başbakan Binyamin Netanyahu başkanlığında gerçekleştirilen oturumda, kabine üyelerine bölgedeki son askeri hareketlilik ve İran’ın nükleer programına ilişkin istihbarat birimleri tarafından hazırlanan kapsamlı brifingler sunuldu. Toplantıda, bölgedeki çok cepheli tehdit algısı ve olası bir operasyonel sürecin yansımaları en ince ayrıntısına kadar analiz edildi.
İsrail savunma ve istihbarat kaynakları, Tahran yönetiminin nükleer programına dair sunduğu yeni tekliflerin bir çözüm arayışından ziyade, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdürmek için ihtiyaç duyulan zamanı kazanmaya yönelik diplomatik bir hamle olduğu görüşünde birleşiyor. Uluslararası hukuk çerçevesinde nükleer faaliyetlerin denetlenmesi süreçleri genellikle Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) nezdinde yürütülse de, bölgedeki aktörlerin bu süreçlere dair güvenlik endişeleri diplomatik gerilimi tırmandırmaya devam ediyor. İsrailli yetkililer, Tahran ile Washington arasındaki derin güven bunalımı nedeniyle yakın vadede kalıcı bir uzlaşı ihtimalini oldukça düşük değerlendiriyor.
Bölgesel Güvenlik ve Hizbullah Faktörü Masada
Kabine oturumunun en kritik başlıklarından birini, olası bir ABD-İran çatışması durumunda Lübnan merkezli Hizbullah örgütünün takınacağı tutum oluşturdu. Başbakan Netanyahu’nun askeri danışmanlarıyla yaptığı özel görüşmelerde, Hizbullah’ın böyle bir senaryoda doğrudan müdahil olup olmayacağına dair farklı görüşler dile getirildi. İsrail güvenlik bürokrasisi içinde, örgütün kendi yerel meşruiyetini riske atmamak adına çatışmadan uzak durabileceğini savunanların yanı sıra, İran’ın doğrudan talimatıyla kuzey sınırında yeni bir cephe açabileceği uyarısında bulunan yetkililerin olduğu bildirildi. Orta Doğu coğrafyasında asimetrik savaş unsurlarının bu tür devletlerarası gerilimlerdeki rolü, bölgesel güvenlik stratejilerinin belirlenmesinde en karmaşık değişkenlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Diplomatik Trafik ve Cenevre Müzakereleri
Askeri hazırlıkların gölgesinde, krizin diplomasi yoluyla çözülmesi adına yürütülen girişimler de hız kesmiyor. Umman Sultanlığı’nın ara buluculuğunda yürütülen dolaylı görüşmelerin üçüncü turunun, 26 Şubat tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde yapılacağı açıklandı. Tarihsel olarak tarafsızlığıyla bilinen İsviçre, uluslararası uyuşmazlıklarda tarafların güvenli bir zeminde temas kurmasına olanak sağlayan köklü bir diplomasi geleneğine sahiptir. Müzakerelerin bu turunda, İran’ın uranyum zenginleştirme oranları ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş stokların akıbeti, masadaki en kritik teknik başlıklar olarak öne çıkıyor.
Öte yandan, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Washington yönetimi ile yürüttüğü koordinasyonda bazı belirsizliklerin yaşandığı iddia ediliyor. Netanyahu’nun, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı son görüşmenin ardından, Beyaz Saray’ın İran dosyasındaki nihai tutumunu analiz etmekte güçlük çektiği ve bu durumdan duyduğu endişeyi Amerikalı muhataplarına ilettiği belirtiliyor. Bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bu kritik süreçte, hem askeri caydırıcılık unsurlarının hem de çok taraflı diplomasi kanallarının eş zamanlı olarak işletilmeye çalışılması dikkat çekiyor.





