NATO Zirvesi Öncesi İsrail Basınından Dikkat Çekici Analiz
İsrail merkezli Biz gazetesi, Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek olan NATO Zirvesi öncesinde, Türkiye’nin savunma sanayisi ve artan askeri gücüne ilişkin kapsamlı bir analiz yayımladı. Analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu zirveyi Türk savunma kapasitesini Batılı müttefiklere sergileyeceği stratejik bir vitrin olarak kullanacağı belirtildi. Bu değerlendirme, İsrail Savunma Bakanlığı Genel Direktörü Amir Baram’ın Hindistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni kapsayan yeni bir güvenlik ittifakı çağrısı yapmasının ardından geldi.
İsrail’den Yeni Güvenlik ve Ekonomi İttifakı Çağrısı
İsrail Savunma Bakanlığı Genel Direktörü Amir Baram, Orta Doğu bölgesinde değişen güç dengelerine yönelik yaptığı değerlendirmede, İsrail’in sınırlarını aşan daha geniş kapsamlı bir ekonomik ve savunma ittifakı kurmayı planladığını duyurdu. Kurulması öngörülen bu yeni bölgesel yapının Hindistan’dan başlayarak Birleşik Arap Emirlikleri, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne kadar uzanan geniş bir coğrafyayı kapsaması hedefleniyor.
NATO Zirvesi Türkiye İçin Savunma Vitrini Olacak
İsrail basınından Biz gazetesi, Ankara’da toplanacak NATO Zirvesi’nin Türkiye açısından taşıdığı stratejik öneme odaklandı. Yayımlanan analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, uzun yıllardır büyük yatırımlarla geliştirilen yerli savunma sanayisini Avrupa ülkelerine ve Amerika Birleşik Devletleri’ne tanıtmak adına bu zirveyi önemli bir fırsat olarak değerlendireceği kaydedildi. Gazete, Türkiye’nin sadece geniş bir askeri güce ve jeopolitik konuma sahip olmadığını, aynı zamanda yüksek üretim hızı, düşük maliyet ve güçlü lojistik kabiliyetle silah ile mühimmat üretebilen bir küresel aktöre dönüştüğünü yazdı.
Savunma İhracatı 10 Milyar Doları Aştı
Türkiye’nin yıllık savunma sanayisi ihracatının 10 milyar dolar barajını geride bıraktığı bilgisine yer verilen analizde, dikkate değer ihracat verileri paylaşıldı. Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen savunma ihracatının yüzde 56’lık kısmının ABD, Avrupa ve diğer Batılı müttefik ülkelere yöneldiği aktarıldı. Bu durum, Ankara ile Batı başkentleri arasında geçmiş yıllarda yaşanan siyasi gerilimlerin yerini daha pragmatik ve karşılıklı çıkara dayalı bir iş birliği zeminine bıraktığının bir göstergesi olarak yorumlandı. Analizde ayrıca 1970’li yıllardaki Kıbrıs gelişmeleri ve 2017’deki S-400 hava savunma sistemi alımının yarattığı krizlerin ardından ilişkilerin yeni bir boyuta evrildiği vurgulandı.
Rusya-Ukrayna Savaşı Türk Şirketlerine Avantaj Sağladı
Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri müdahalesinin ardından Türk savunma sanayisi firmalarının ihracat hacminin yaklaşık dört kat artış gösterdiği belirtildi. Savaş süreci, Avrupa kıtasındaki ülkelerin silahlı insansız hava araçlarına, 155 milimetrelik topçu mühimmatına ve hızlı tedarik edilebilecek savunma ekipmanlarına olan ihtiyacını üst seviyeye çıkardı. Bunun yanı sıra, ABD’de eski başkan Donald Trump yönetiminin Avrupa ülkelerine savunma harcamalarını artırma ve Washington’a olan askeri bağımlılığı azaltma yönündeki çağrılarının da Türkiye için yeni ekonomik ve jeopolitik kapılar araladığı ifade edildi.
Bayraktar TB2 ile Modern Savaş Konsepti Değişti
Türkiye’nin savunma alanındaki en somut başarı örneklerinden biri olarak, Baykar tarafından üretilen Bayraktar TB2 insansız hava aracı gösterildi. Bayraktar TB2’nin Ukrayna’daki çatışmalardan önce de küresel pazarda önemli bir yer edindiği, maliyet-etkin yapısıyla modern muharebe taktiklerini kökten değiştirdiği belirtildi. Savaşın ilerleyen safhalarında kamikaze dronlar, keşif ve elektronik harp sistemlerinin ön plana çıkmasına rağmen, Türkiye’nin bu teknolojilerde uzun süredir yürüttüğü çalışmalar sayesinde avantajını koruduğu aktarıldı.
Avrupa’nın Mühimmat İhtiyacı ve Ankara’nın Pazarlık Gücü
Avrupa ülkelerinin özellikle mühimmat üretimi konusunda ciddi altyapı ve kapasite yetersizlikleri yaşadığı belirtilen analizde, Türkiye’nin NATO standartlarına uygun üretim tesisleri, düşük iş gücü maliyetleri ve hızlı teslimat yeteneğiyle bu boşluğu doldurabilecek en önemli adaylardan biri olduğu ifade edildi. Ankara’nın ittifakın savunma ve mühimmat altyapısındaki kritik rolünün artmasıyla birlikte, hem Avrupa hem de ABD karşısındaki diplomatik ve askeri pazarlık gücünün yükseleceği öngörülüyor.
Zirve Diplomasinin Ötesinde Bir Tedarik Fuarı Olacak
İsrail medyasının analizinde, Ankara’daki NATO Zirvesi’nin yalnızca klasik diplomatik temasların yürütüldüğü bir platform olmaktan öteye geçeceği ifade edildi. Zirvenin, Türkiye’yi sadece coğrafi bir köprü olmaktan çıkarıp, küresel düzeyde kritik bir güvenlik ve savunma teknolojileri tedarikçisi konumuna taşıyacak küresel bir vitrin niteliği taşıdığı vurgulandı.
Kaynak: Hürriyet






