Bundan tam 34 yıl önce, soğuk bir Şubat gecesinde insanlığın vicdanında açılan o derin yara, bugün Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in ellerinde bir anıta, bir hafıza mekanına dönüştü. Ermeni güçleri tarafından 26 Şubat 1992’de gerçekleştirilen ve tarihin en karanlık sayfalarından biri olarak kayıtlara geçen Hocalı Katliamı’nın kurbanları için inşa edilen “Soykırım Anıtı”, artık sadece bir taş değil; 613 canın, yarım kalmış hayallerin ve adaletin sessiz çığlığıdır. Bakü’de ve tüm Türk coğrafyasında hüzün hâkimken, bu açılış bir milletin hafızasını nasıl diri tuttuğunun en somut nişanesi oldu.
Uluslararası Hukuk ve Adalet Arayışının Sosyal Boyutu
Hocalı, coğrafi konumu itibarıyla Dağlık Karabağ’ın stratejik bir kavşak noktasında yer alması nedeniyle büyük bir trajediye sahne oldu. Dağlık Karabağ bölgesi, sarp dağları ve geçit vermez yollarıyla tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış olsa da, 1990’ların başında bu doğal güzellikler yerini barut kokusuna bıraktı. Türkiye’de ve dünyada bu tür kitlesel ölümlerin ardından yürütülen adli tıp süreçleri ve otopsi işlemleri, sadece birer tıbbi prosedür değil; aynı zamanda gerçeğin belgelenmesi için hayati önem taşır. Uluslararası ceza hukukuna göre soykırım suçunun tespiti; sistematik bir yok etme kastının varlığını, maktullerin kimlik tespitini ve bu acıların toplumsal bellekteki yerini kanıtlamayı gerektirir. Hocalı’da yaşananlar, yıllar süren sessizliğin ardından bugün bu hukuki ve vicdani zemin üzerinde yeniden yükseliyor.
Bakü’de düzenlenen anma töreninde konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, 63 çocuğun ve 106 kadının vahşice katledildiği o günleri hatırlatırken, bu acının sadece Azerbaycan’ın değil, tüm Türk dünyasının ortak kederi olduğunu vurguladı. Zorlu, Hocalı’nın stratejik önemine dikkat çekerek, bu kilit noktanın düşmesiyle Karabağ’ın nasıl bir işgal karanlığına gömüldüğünü anlattı. Ancak 2020 yılında kazanılan o büyük askeri zafer, bu karanlığı yırtan bir güneş gibi doğmuş ve Karabağ azatlığına kavuşmuştur. Zorlu, Gazze’de yaşanan insanlık dramına da atıfta bulunarak, uluslararası toplumun sessizliğinin tarih boyunca tekerrür ettiğini hatırlattı.
Bölgesel Barış ve Türk Dünyasının Ortak Geleceği
Toplumsal travmaların iyileşmesi için en az askeri zaferler kadar kültürel ve diplomatik birliktelik de gereklidir. Zorlu’nun da ifade ettiği üzere, Türk dünyası arasındaki dil birliği ve alfabe ortaklığı çalışmaları, bu tür acıların bir daha yaşanmaması için örülen en güçlü benttir. Bakü’de temelleri atılan 100. Türkoloji Kongresi, bu birliğin sembolik bir göstergesidir. Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Birol Akgün’ün de belirttiği gibi, 34 yıldır içimizde dinmeyen bu sızı, bölge halklarının dayanışmasıyla yerini kalıcı bir barış ve refah iklimine bırakmalıdır.
Hocalı’da açılan bu yeni anıt, geçmişin acılarını unutturmamakla kalmıyor, aynı zamanda geleceğe dair güçlü bir güvenlik ve barış mesajı veriyor. Bölgede yürütülen diplomatik süreçler ve normalleşme adımları, bir daha hiçbir annenin evladını, hiçbir çocuğun ailesini böylesine bir mezalimde kaybetmemesi için atılan hayati imzalardır. Bugün Hocalı Anıtı önünde bırakılan her karanfil, sadece bir anma değil, aynı zamanda hürriyetin ve kardeşliğin ebedi sözüdür.






