Ateşkesin Acı Bilançosu: Kağıt Üstündeki Barış Sahada Yok
Dünya diplomasi koridorlarında barış şarkıları söylenirken, Gazze’den gelen haberler madalyonun diğer yüzünü, yani kanlı faturayı önümüze koyuyor. Han Yunus’un güneyindeki Kayzan Ebu Reşvan bölgesinde, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) sivilleri hedef almasıyla gencecik bir fidan daha toprağa düştü. Henüz 15 yaşındaki Riyad Naci Nemr Ebu Nemr, saldırı anında yaşamını yitirirken, yanındaki iki kişi ağır yaralarla Nasır Hastanesi’ne kaldırıldı. Bu sadece tekil bir saldırı değil; bölgenin geleceğine ve iş gücü potansiyeline kesilen ağır bir faturadır.
Güvenli Bölge Yalanı ve Sarı Hat İhlali
Haberin en çarpıcı ve ‘stratejik’ kısmı ise saldırının gerçekleştiği yer. Hedef alınan bölge, İsrail ordusunun bizzat belirlediği ve sözde güvenli kabul edilen ‘Sarı Hat’ alanının tamamen dışında kalıyor. Yani insanlar, kendilerine ‘burada güvendesiniz’ denilen sınırların ötesinde bile hedef alınmaktan kurtulamıyor. Birleşmiş Milletler’in daha birkaç gün önce, 30 Nisan’da yaptığı uyarıların ne kadar haklı olduğu bugün bir kez daha kanıtlandı. İsrail’in 10 Ekim 2025’teki ateşkes şartlarını çiğneyerek işgal alanını sessiz sedasız genişlettiği, yeni hatlar oluşturduğu artık bir sır değil.
Savaşın Görünmeyen Ekonomik ve İnsani Maliyeti
Bir ekonomi şefi olarak şunu söylemeliyim: Yıkılan sadece binalar değil, bir halkın hayatta kalma umududur. Han Yunus’un doğusunda gece boyu süren topçu atışları ve yıkım operasyonları, bölgenin yeniden imarı için gereken milyarlarca dolarlık faturayı her geçen gün kabartıyor. Gazze’nin altyapısı artık can çekişiyor. Uluslararası yardım fonlarının aktığı bu bölgede, her yeni saldırı, yapılan yatırımların sıfırlanması ve küresel ekonominin bu dipsiz kuyuya daha fazla kaynak aktarması anlamına geliyor. 15 yaşında bir çocuğun hayattan koparılması, sadece insani bir trajedi değil, aynı zamanda o toplumun gelecekteki üretim gücünün, bilgisinin ve emeğinin de yok edilmesidir.
Sistematik Yıkım Operasyonları
Gece boyunca süren geniş çaplı yıkım operasyonları, İsrail ordusunun sadece askeri hedefleri değil, kentin sivil dokusunu da hedef aldığını gösteriyor. Kentin doğu bölgelerindeki yerleşim yerlerinin haritadan silinmesi, savaş sonrası yaşanacak barınma krizini ve dolayısıyla göç maliyetini de körüklüyor. Ateşkesin sadece bir ‘mola’ olarak kullanılması, bölgedeki ekonomik istikrarın sağlanmasını imkansız kılıyor. Bu tablo bize şunu anlatıyor: Eğer uluslararası toplum bu kuralsızlığa ve ‘çizgi ihlallerine’ somut bir dur demezse, biz daha çok giden canların ve çöken ekonomilerin çetelesini tutmaya devam ederiz.






