Amerika Birleşik Devletleri ile Suudi Arabistan arasında imzalandığı duyurulan sivil nükleer anlaşma, Ortadoğu bölgesindeki stratejik dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. ABD Başkanı Donald Trump, söz konusu anlaşmanın hayata geçirilmesinin tamamen Suudi Arabistan’ın İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesine bağlı olduğunu duyurdu. Amerikan medyasında Riyad’ın uranyum zenginleştirme kapasitesine dair İsrail’in duyduğu endişelerin gündeme gelmesinin ardından gelen bu açıklama, sürecin şartlarını netleştirdi.
Uranyum Zenginleştirme Faaliyetine İzin Verilmeyecek
Anlaşmaya yönelik eleştirilere sosyal medya hesabı üzerinden yanıt veren Trump, imzalanan düzenlemenin Suudi Arabistan’a uranyum zenginleştirme yetkisi tanımayacağını açıkladı. Trump, nükleer işbirliğinin sadece sivil amaçlara hizmet edeceğini belirterek, bu programın daha önce İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer bölge ülkelerinin de yararlandığı standart bir sivil nükleer çerçeve olduğunu kaydetti. ABD Başkanı, anlaşmanın yürürlüğe girmesinin ön koşulu olarak Suudi Arabistan’ın İbrahim Anlaşmaları’na katılım göstermesi gerektiğini vurguladı.
Geçmişteki Normalleşme Girişimleri Ve Filistin Şartı
Washington ile Riyad arasında benzer bir sivil nükleer işbirliği ve güvenlik ortaklığı, Gazze’deki çatışmaların öncesinde de diplomatik temasların merkezindeydi. Joe Biden yönetimi; Suudi Arabistan’a savunma işbirliği, güvenlik garantileri ve sivil nükleer altyapı desteği sunarak karşılığında İsrail ile diplomatik ilişkilerin kurulmasını içeren geniş kapsamlı bir müzakere yürütüyordu. Biden, Temmuz 2024’te yaptığı açıklamada Suudi Arabistan’ın bu şartlar çerçevesinde İsrail ile el sıkışmaya hazır olduğunu belirtmişti. Ancak İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonları bu süreci durdurdu. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti kurulmadan İsrail ile hiçbir diplomatik ilişki kurulmayacağını net bir dille beyan etmişti.
Bölgesel Güvenlik Stratejisi Ve İbrahim Anlaşmaları
Uzmanlar, sivil nükleer anlaşmanın yalnızca bir enerji ortaklığı olmadığını, ABD’nin bölgede İran nüfuzunu sınırlamaya yönelik yeni bir güvenlik mimarisi oluşturma çabası olduğunu ifade ediyor. Washington, Riyad’ı nükleer enerji ve savunma alanında destekleyerek İsrail ile aynı diplomatik ittifak çatısı altında buluşturmayı amaçlıyor. ABD arabuluculuğunda yürütülen İbrahim Anlaşmaları kapsamında bugüne kadar Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan, Fas ve Kazakistan İsrail ile ilişkilerini normalleştirme adımı attı.
Tel Aviv Yönetiminden Trump’ın Mesajlarına İlk Tepki
Trump’ın açıklamalarına İsrail kanadından hızlı ve olumlu bir yanıt geldi. İsrail Başbakanlık Basın Ofisi tarafından yapılan açıklamada, ABD ile yürütülen ortak askeri adımların bölgede yeni bir diplomatik dönemin kapısını araladığı savunuldu. Tahran yönetiminin bölgesel nüfuzunun kırılmasının barış çemberini genişletmek için büyük bir fırsat sunduğu belirtilen açıklamada, Suudi Arabistan’ın İbrahim Anlaşmaları’na dahil olmasının bölgede kalıcı barışın sağlanması adına tarihi bir dönüm noktası olacağı ifade edildi.
Kaynak: Hürriyet






