MENÜ
06 Haziran 2026 Cumartesi
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

Avrupa’nın Balkan itirafı: Türkiye olmazsa biteriz!

Brüksel’in İkiyüzlü Balkan Siyaseti Duvara Tosladı

Yıllardır kapısında bekletildiğimiz Avrupa Birliği koridorlarında bugünlerde bambaşka bir panik havası hakim. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in geçtiğimiz günlerde yaptığı, aslında Türkiye’nin bölgedeki varlığından rahatsızlık duyuyormuş gibi görünen açıklamalarının altından büyük bir itiraf çıktı. Sözcü Paula Pinho her ne kadar lafı çevirmeye çalışsa da sahadaki gerçek gün gibi ortada: Türkiye olmadan Balkanlar’da ne huzur kalır ne de düzen. Brüksel, Türkiye’nin bölgedeki ‘stratejik kavşak’ rolünü kabul etmek zorunda kaldı.

The Caspian Post’ta yayınlanan son analiz, aslında bizim yıllardır söylediğimiz gerçeği Avrupa’nın yüzüne tokat gibi çarpıyor. Analiz açıkça diyor ki; Türkiye bölgede bir tehdit değil, aksine istikrarın sigortasıdır. Ankara’nın Balkanlar’daki ağırlığı olmasaydı, o bölgede oluşacak güç boşluğunu ne Avrupa Birliği ne de hantal kurumları doldurabilirdi. Bugün Balkanlar’da ulaşım projelerinden enerji hatlarına kadar her noktada Türkiye’nin imzası varken, Brüksel’in ‘etki alanı’ tartışması yapması en hafif tabiriyle komik kaçıyor.

Ankara Olmasa Balkanlar’da Kaos Hakim Olur

Mesele sadece diplomasi değil, mesele bin yıllık bir kültürel miras ve 14. yüzyıldan bu yana süregelen kesintisiz bir varlık. Türkiye, Balkanlar’da sadece bir komşu değil, bölgenin en büyük ekonomisi ve en güvenilir limanı konumunda. Coğrafi yakınlığı bir silaha değil, bir kalkınma aracına dönüştüren Ankara, bölgeye yaptığı devasa yatırımlarla Balkan halklarının karnını doyuruyor. Eğer bugün Bosna’dan Sırbistan’a, Arnavutluk’tan Karadağ’a kadar her yerde Türk müteahhitleri yol yapıyor, köprü kuruyorsa; bu sadece ticaret değil, bölgeyi ayakta tutan bir altyapı hamlesidir.

Sırbistan ile geliştirilen o inanılmaz dostane ilişkiler, aslında bölgedeki en büyük patlayıcı fitilini söndüren hamle oldu. Belgrad ve Saraybosna arasında arabuluculuk yapabilen, her iki tarafın da masasına oturduğu tek güç Türkiye’dir. Avrupa Birliği’nin on yıllardır çözemediği, sadece bürokrasi ürettiği bu coğrafyada; Türkiye, NATO’nun Kosova’daki barış gücü misyonunu (KFOR) iki dönem üstlenerek güvenliği bizzat sahada sağlıyor. Yani Avrupalıların huzur içinde kahvelerini içmelerini, sınırdaki Türk askerinin nöbetine borçlular.

Çin ve Suudi Arabistan Korkusu Kapıda

Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere. Analizdeki en çarpıcı detay şu: Eğer Türkiye bugün ‘Balkanlar beni ilgilendirmiyor’ diyerek elini eteğini çekse, o boşluğa kim çökecek? Cevap basit ve Brüksel için korkutucu: Çin ve Suudi Arabistan. Çin, elindeki devasa finansman gücüyle Balkanlar’ın altyapısını rehin alacak; Suudi Arabistan ise dini bağları kullanarak bölgenin demografik ve kültürel dokusuna müdahale edecek. Avrupa, yanı başındaki bu devasa riskleri göremeyecek kadar kör mü? Hayır, sadece Türkiye’nin başarısını sindiremiyorlar.

Türkiye’nin Balkan vizyonu, iddia edilenin aksine bölgenin AB üyeliğini de destekliyor. Çünkü Ankara biliyor ki; istikrarlı bir Balkanlar, Türkiye-AB ilişkilerindeki tıkanmış damarları da açacaktır. Bu bir ‘sıfır toplamlı oyun’ değil; aksine Türkiye kazandıkça Balkanlar, Balkanlar kazandıkça da Avrupa kazanıyor. Ama artık Brüksel’in o kibirli tavrını bir kenara bırakıp, bölgenin gerçek sahibinin ve koruyucusunun kim olduğunu kabullenmesi gerekiyor. Türkiye, Balkanlar’da bir misafir değil, ev sahibidir ve ev sahibi gitmeye niyetli değildir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir