Kağıt üzerinde imzalanan diplomatik anlaşmaların sahadaki acı gerçekleri örtmeye yetmediği bir kez daha kanıtlandı. Gazze Şeridi’nde büyük umutlarla duyurulan ateşkes süreci, pratikte can kayıplarını durdurmaya yetmiyor. Siyasi koridorlarda yankılanan ‘barış’ kelimesi, her gün yeni sivil kayıplarla sarsılan bölge halkı için yalnızca trajik bir yanılsamadan ibaret kalıyor. Son gelen veriler, küresel kamuoyunun sessizliğini koruduğu bu dönemde insani dramın ne denli derinleştiğini gözler önüne seriyor.
İhlallerin Kronolojisi ve Güncel Kayıplar
Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan resmi raporlar, Gazze’deki durumun ciddiyetini açıkça ortaya koyuyor. 10 Ekim 2025 tarihinde taraflar arasında varılan mutabakata rağmen, askeri operasyonlar ve nokta atışı saldırılar hız kesmedi. Son 48 saat içerisinde gerçekleştirilen ihlaller neticesinde 5 kişi daha yaşamını yitirirken, 49 kişi yaralandı. Ateşkesin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana geçen sürede hayatını kaybedenlerin sayısı 951’e ulaşırken, yaralı sayısı ise 2 bin 984 olarak kayıtlara geçti. Bu tablo, diplomatik düzeyde ‘çatışmasızlık’ ilan edilen dönemlerde bile can kayıplarının durdurulamadığını kanıtlıyor.
Uluslararası Denetimin Yokluğu
Uluslararası gözlemciler, varılan mutabakatların sahada uygulanabilir bir denetim mekanizmasından yoksun olduğunu vurguluyor. Barış anlaşmalarının yaptırım gücü olmaksızın sadece diplomatik birer prestij hamlesi olarak kalması, çatışma bölgelerindeki güvensizlik ortamını besliyor. Bu durum, diplomatik masalardaki taahhütlerin sahadaki askeri gerçeklikler karşısında ne denli zayıf kaldığının en açık göstergesidir.
72 Binden Fazla Hayat: İstatistiklerin Ötesindeki Trajedi
Sürecin başlangıç noktası olan 7 Ekim 2023’ten günümüze kadar uzanan genel bilanço ise uluslararası sistemin işlevsizliğini gözler önüne seriyor. Toplam can kaybının 72 bin 961’e ulaştığı, yaralı sayısının ise 173 bin 92’ye yükseldiği belirtiliyor. Bu devasa rakamlar, sadece birer askeri istatistikten ibaret değil; her biri yok olan aileleri ve geleceği elinden alınmış bir kuşağı temsil ediyor. Sağlık altyapısının tamamen çöktüğü, temiz suya ve temel gıda maddelerine erişimin neredeyse imkansız hale geldiği bölgede, hayatta kalanlar için de yaşam mücadelesi her geçen gün zorlaşıyor. Küresel aktörlerin diplomatik tıkanıklıkları, bölgedeki sivil nüfusu bitmek bilmeyen bir çatışma döngüsüne hapsediyor.
Kaynak: Hürriyet






