Rakamlar Yalan Söylüyor, Sokak Cayır Cayır Yanıyor
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yine bildiğimiz gibi… Masa başında hazırlanan o pembe tablolu veriler, sokağın gerçeğiyle bir kez daha kafa kafaya çarpıştı. Nisan ayı enflasyon rakamları açıklandı ve manzara tam bir felaket. Aylık yüzde 4,18’lik artışın arkasında yatan İran-Amerika-İsrail gerilimi bahanesi, vatandaşın tenceresine düşen ateşi söndürmeye yetmiyor. Yıllık ortalama TÜFE yüzde 32,43’e dayandı. Bu ne demek biliyor musunuz? Bu, ev sahibinizin kapınıza dayanıp ‘Yasal hakkım bu’ diyerek kiranıza çökeceği alt sınırdır. Şehirlerde yaşamak artık bir lüks değil, resmen bir hayatta kalma mücadelesine dönüştü.
Kira Artışları Asgari Ücreti Yuttu
Aksaray’dan yükselen feryat aslında tüm ülkenin özeti. Aralık ayında büyük müjdelerle açıklanan yüzde 27’lik asgari ücret zammı, daha dördüncü ayda TÜİK’in açıkladığı yüzde 32,43’lük kira artış oranının altında ezilip kaldı. Bir tarafta asgari ücretle geçinmeye çalışan milyonlar, diğer tarafta resmi verileri bile yetersiz bulan ev sahipleri… Sokakta artık barınma krizi değil, barınma savaşı yaşanıyor. Ev sahipleri açıklanan bu rakamları bile beğenmiyor, avukatlar tahliye davaları için pusuda bekliyor. İnsanlar artık belediyelerden sosyal konut değil, çadır kuracak yer isteyecek noktaya geldi. Şehrin altyapısı sadece yollardan, borulardan ibaret değildir; o şehirde yaşayan insanın başını sokacak bir evi yoksa o kent ruhunu kaybetmiş demektir.
Memurun Cebindeki Para Markete Girmeden Bitiyor
Sadece kiracı mı dertli? Elbette hayır. Memurlar ve işçiler için Temmuz zammının anahtarı olan bu veriler, sokağın enflasyonuyla dalga geçer nitelikte. Çarşıya, pazara, markete adımını atan her vatandaş etiketteki o korkunç değişimi görüyor. TÜİK’in kağıt üzerinde yüzde 32 dediği yıllık enflasyon, market raflarında çoktan yüzde 50’yi, 60’ı devirdi. Veriler açıklandığında psikolojik olarak rahatlamak isteyen memur, bakkala girdiğinde acı gerçekle tokat yiyor. Temmuz ayında yapılacak zam, bu hızla giden bir hayat pahalılığı karşısında daha cebe girmeden eriyip gidecek. İnsanlar ‘Temmuz’da nefes alır mıyız?’ diye sorarken, açıklanan her veri boğazdaki düğümü biraz daha sıkıyor.
Şehirler Yaşanmaz Hale Geliyor: Konut Krizi Kapıda
Bu sadece bir ekonomi haberi değil, bu bir kentsel çöküşün haberi. Aksaray gibi dar gelirlinin yoğun olduğu illerde konut piyasası rayından tamamen çıkmış durumda. Dar gelirli vatandaşın maaşı kiraya, faturaya ve sadece en temel gıdaya gidiyor. Ulaşım masraflarını, çocukların okul giderlerini hesaba katmıyoruz bile. Şehirlerin sosyal dokusu, bu kontrolsüz fiyat artışları ve gerçeklikten kopuk verilerle paramparça ediliyor. Eğer kira artış oranları asgari ücret artışıyla dengelenmezse, birkaç yıl içinde asgari ücretli bir çalışanın büyükşehirleri geçtik, Anadolu kentlerinde bile yaşama şansı kalmayacak. Bu gidişat, kentlerin altyapısını değil, doğrudan insan onurunu tehdit ediyor.






