Geçtiğimiz günlerdeki analizimizde, Netanyahu’nun Beyaz Saray ziyaretini İran gündemiyle öne çekme çabasının arkasındaki asıl saiki sorgulamıştık. Karşısındaki Trump, yalnızca bir siyasi figür değil; Epstein skandalı üzerinden küresel bir itibarsızlaştırma operasyonuna maruz bırakılmış, ancak bu hamlenin azmettiricilerini çoktan teşhis etmiş bir stratejistti.
Netanyahu’nun Arka Kapı Diplomasisi
Trump’ın Netanyahu’yu adeta bir ‘arka kapı’ misafiri gibi ağırlayarak diplomatik nezaket sınırlarını zorlayan bir mesaj vermesi, jeopolitik bir kırılmanın ilanıdır. İsrail’in İran’ı bir savaşın içine çekme talebine karşılık Trump’ın ‘müzakereler devam etmeli’ ısrarı, bölgedeki vesayet savaşlarının artık Washington’un öncelikli ajandası olmadığını kanıtlıyor. Trump, Epstein gölgesinde kendisine kurulan tuzağı, İsrail’in bölgesel ihtiraslarına ‘hayır’ diyerek bir manevraya dönüştürdü.
Türkiye’deki medya mahallelerinin, okyanus ötesindeki ‘Demokrat’ ağzıyla Trump’a saldırması ise apayrı bir trajikomedi konusudur. Siyonist lobilerin kontrolündeki CNN jargonunu yerlileştirenler, küresel satrançtaki bu devasa değişimi okumaktan ne kadar uzak olduklarını bir kez daha gösterdiler. Trump’a yöneltilen sistematik saldırılar; onun 2016’dan bu yana sürdürdüğü ‘Ortadoğu’dan çekilme’ iradesine karşı verilmiş bir yanıttır.
MAGA ve İsrail ile Vedalaşma Süreci
Sonuç olarak karşımızda yeni bir realite var. Trump ve temsil ettiği MAGA hareketi, İsrail’in bölgesel yayılmacılığının maliyetini artık üstlenmek istemiyor. Süleyman Seyfi Öğün’ün de isabetle vurguladığı gibi: Trump’ın dönüşü, İsrail için bir altın çağ değil; aksine, ABD’nin bu kronik yükten kurtulma niyetinin bir tezahürüdür. Bölgede taşlar yerinden oynarken, Ankara’nın bu ‘yeni denklemi’ ciddiyetle analiz etmesi elzemdir.