Sofralarımızın mor kraliçesi, yaz aylarının en iştah açıcı lezzetlerinden patlıcan, köklü tarihi ve benzersiz aromasıyla dünya mutfak kültüründe çok özel bir yere sahiptir. Bilimsel adıyla Solanum Melongena olarak bilinen ve Solanaceae familyasına ait olan bu özel sebze, halk arasında balcan ya da badılcan isimleriyle de anılıyor. Asya kökenli olan ve ilk olarak Hindistan’da toprakla buluşan patlıcan, yüzyıllar süren lezzet yolculuğunun ardından bugün tabaklarımızı şenlendiriyor.
Saray Mutfağının Vazgeçilmezi Patlıcanın Tarihsel Yolculuğu
İspanyollar aracılığıyla 16. yüzyılda Avrupa sahnesine çıkan bu muazzam sebze, ilk dönemlerde uzun süre sadece süs bitkisi olarak yetiştirildi. 7. yüzyılda İran üzerinden Türk topraklarına giriş yapan patlıcanın geçmişi ise oldukça şaşırtıcı detaylar barındırıyor. İçeriğindeki doğal nikotin nedeniyle insanlara hafif bir mayhoşluk hissi vermesi, İngilizlerin ona “deli elma” anlamına gelen “Mad Apple” adını vermesine yol açtı. Hatta bu özel etkisi yüzünden bir dönem İtalya’da üretimi tamamen yasaklandı. Günümüzde ise özellikle Hint mutfağında domatese benzer yoğun dokusuyla baş köşede ağırlanıyor.
Düşük Kalorili Sağlık Deposu ve Faydaları
Yüzde 90’dan fazlasını oluşturan su oranıyla tam bir diyet dostu olan patlıcanın 100 gramı yalnızca 25 kalori barındırıyor. Kabuğundaki mor rengi veren antosiyaninler kolesterolü dengeleyerek kalp sağlığını korurken, içerdiği zengin lif yapısı sindirim sistemini düzenliyor. Bir kase çiğ patlıcan günlük lif ihtiyacının yüzde 10’unu tek başına karşılıyor. Ayrıca yapısındaki fenolik bileşikler kemik mineral yoğunluğunu artırarak osteoporoz riskini azaltıyor. Demir ve kalsiyum deposu olan bu sebze, halsizlik ve yorgunlukla kendini gösteren anemi semptomlarını hafifletmede de güçlü bir yardımcı görevi üstleniyor.
Türkiye’de Yetişen En Lezzetli Patlıcan Çeşitleri
Ülkemizin bereketli topraklarında en çok Kemer, Halkapınar, Bostan, Kirmastı, Yalova ve Gönen patlıcanı çeşitleri yetişiyor. Son yıllarda ise dış ülkelerden soframıza konuk olan Long Purple, Viserba ve Black Beauty gibi türler de damaklarda yeni tatlar bırakıyor. Fırınlanarak, kızartılarak ya da enfes bir köz kokusuyla hazırlanan patlıcan, her tarife ayrı bir derinlik katıyor.
Köz Patlıcanlı Yaz Tavası Tarifi
Bu nefis sebzeyi sofranıza en sıcak haliyle taşımak için harika bir Köz Patlıcanlı Yaz Tavası hazırlayabilirsiniz. İhtiyacınız olan malzemeler; 4 adet patlıcan, 3 adet domates, 2 adet yeşil biber, 1 adet kırmızı kapya biber, 2 diş sarımsak, 200 gram küp doğranmış beyaz peynir, 5 yemek kaşığı sızma zeytinyağı, 1 tatlı kaşığı kekik, taze fesleğen yaprakları, tuz ve karabiber.
Hazırlanışı son derece pratik olan bu tarif için öncelikle patlıcanları ocakta veya mangalda közleyin. Kabuklarını incitmeden soyup iri parçalar halinde doğrayın. Geniş bir tavada sızma zeytinyağı ile ince doğranmış sarımsakları kokusu çıkana kadar hafifçe çevirin. Biberleri ekleyip soteledikten sonra, kabuksuz küp domatesleri ilave ederek suyunu çekene dek pişmeye bırakın. Son aşamada köz patlıcanları, tuzu, karabiberi ve kekiği tavaya ekleyin. Küp beyaz peynirleri de ilave edip sadece 2 dakika daha pişirdikten sonra ocaktan alın. Üzerine taze fesleğen yaprakları ve sızma zeytinyağı gezdirerek, yanına çıtır bir kızarmış köy ekmeği eşliğinde servis edin.
Köz Ateşinin Sırrı: İdilika’dan Altın Değerinde Püf Noktası
Yemeğin tüm lezzet karakterini belirleyen en önemli sır ise patlıcanın köz ateşinde pişmesidir. Közün verdiği o hafif isli aroma, tavadaki diğer tüm malzemeleri sararak unutulmaz bir lezzet şölenine dönüştürüyor. Dilerseniz mangal yaptığınız günlerde fazladan közlediğiniz patlıcanları dondurucuda saklayarak, bu hafif ve doyurucu yaz yemeğini dakikalar içinde hazır edebilirsiniz.
Kaynak: Sabah