MENÜ
26 Haziran 2026 Cuma
DOLAR 46,6304 ▲ %0,12
EURO 53,2355 ▲ %0,31
ALTIN 6.056,19 ▲ %0,45

Erdoğan ve Trump Kıskacında NATO Türkiye İlişkileri

Ankara’dan Washington’a İttifakın Tarihsel Paradoksu

Türkiye, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) temmuz ayında düzenlenecek kritik zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, ittifakın ABD’den sonraki en büyük askeri gücü olarak Batı ile ilişkilerini yeniden tanımlıyor. Adana Yenice vagonundan İncirlik Üssü’nün kuruluşuna uzanan bu tarihsel süreç, küresel güç dengelerinin değiştiği çok kutuplu yeni dünya düzeninde Ankara’nın stratejik konumunu tekrar tartışmaya açtı.

İnönü Döneminden Menderes’e Batı İttifakının Temelleri

Türkiye’nin Batı blokuna entegrasyonu, genel kanının aksine Demokrat Parti dönemiyle sınırlı kalmayıp, İsmet İnönü döneminde bir devlet politikası olarak şekillendi. İnönü, 1943 yılı başında Adana Yenice tren istasyonunda Winston Churchill ile gizlice buluşarak ittifak sinyali verdi. İngiltere’nin küresel liderliği kaybetmeye başladığı bu dönemde, yeni hegemon güç olarak öne çıkan ABD ile ilişkiler geliştirildi. Bu doğrultuda, Aralık 1943’teki Kahire Konferansı’nda İncirlik’te askeri üs kurulmasına onay verildi.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği lideri Joseph Stalin’in 1945 yılında dostluk anlaşmasını tek taraflı feshetmesi, Kars, Ardahan ve Boğazlar üzerinde hak talep etmesi süreci hızlandırdı. ABD, 1947’deki Truman Doktrini askeri yardımları ve 1948’deki Marshall Planı ekonomik destekleriyle Ankara’yı yanına çekti. Ancak İnönü’nün 1950’deki ilk NATO başvurusu reddedildi. Adnan Menderes’in iktidara gelmesiyle İncirlik Üssü ortak kullanıma açıldı ve Türk askerinin Kore Savaşı’na gönderilmesiyle Türkiye, 1952 yılında Yunanistan ile birlikte resmi olarak NATO üyesi oldu.

Soğuk Savaş Pratiği ve Değişen Güvenlik Doktrini

Soğuk Savaş dönemi boyunca, 1989’da Sovyetler Birliği dağılana dek NATO, üye ülkelerin askeri, istihbarat ve bürokratik mekanizmalarını şekillendirdi. Türkiye, ittifak içi dengeler nedeniyle iç siyasi dalgalanmalar, askeri müdahaleler ve terör eylemleriyle karşı karşıya kaldı. Bu durum, zamanla Moskova tehdidine karşı kurulan güvenlik ilişkisini, kendi müttefiklerinin asimetrik müdahalelerinden korunmak adına ittifak içinde kalma stratejisine dönüştürdü.

Çok Kutuplu Dünyada Trump ve Macron Etkisi

Son on yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye, ittifak içi krizleri kendi lehine yöneten bir denge politikası izledi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “beyin ölümü gerçekleşti” diye nitelediği NATO, Ukrayna savaşıyla birlikte sarsılsa da Donald Trump’ın Amerikan dış politikasında yarattığı değişim ittifakın geleceğini tartışmaya açtı. Trump’ın Avrupalı müttefikleri Rusya karşısında yalnız bırakma eğilimi ve Vladimir Putin ile kurduğu yakın diyalog, transatlantik yapısındaki çatlakları derinleştiriyor.

Temmuzdaki zirve öncesinde Donald Trump’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine toplantıya katılacağına dair açıklamaları, sahnedeki diplomatik manevraların ötesinde, NATO’nun gelecekteki karar alma mekanizmalarında Ankara’nın üstleneceği merkezi rolün ipuçlarını barındırıyor.

Kaynak: Sabah

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir