2019’dan 2026’ya: Bir Helalleşmenin Anatomisi
Takvimler 13 Mayıs 2026’yı gösterirken, Ankara siyasetinin koridorlarında hiç beklenmedik bir buluşma yankılandı. Hatırlarsınız, 2019 yılında Ankara Çubuk’ta bir şehit cenazesinde yaşanan o karanlık linğ girişimi, Türkiye’nin hanesine büyük bir ayıp olarak geçmişti. O gün Kemal Kılıçdaroğlu’na saldıran ve bu suçtan 3 yıl 4 ay hapis cezası alan Yakup Karakoç, yıllar sonra hiç beklenmedik bir adım attı. Uzun uğraşlar sonucu Kılıçdaroğlu’nun ofisine ulaşan Karakoç, eski hasmının elini öpüp helallik istedi. Peki, ne değişti de yedi yıl önce nefretle dolan o eller, bugün bir barış köprüsü kurmaya çalışıyor?
Siyasette ‘Gelen Gideni Aratır’ Sendromu
Buluşmadan sızan görüntülerde Karakoç’un pişmanlığı yüzünden okunurken, Kılıçdaroğlu’nun “Kin şeytana özgü bir kavramdır” diyerek sergilediği o meşhur sabrı yine sahnede. Ancak meselenin sadece bir vicdan muhasebesi olduğuna inanmak için fazla saf olmak gerekir. Türkiye siyasetinde hiçbir buluşma tesadüf değildir. Karakoç’u o ofise götüren motivasyon, aslında bugünkü CHP yönetiminin içine düştüğü derin türbülansın bir yansımasıdır. Mevcut CHP yönetimi altında yargıya taşınan iddialar, partililerin birbirini ihbar ettiği kaos ortamı ve istifaların ardından gelen şok itiraflar, toplumun en uç kesimlerinde bile bir ‘nostalji’ rüzgarı estiriyor.
CHP’nin Bitmeyen İç Hesaplaşma Sarmalı
Kılıçdaroğlu döneminde %48 oy ile rekor kırılırken, eleştiriler hep siyasetin nezaket sınırları içinde kalmıştı. Hiç kimse Kemal Bey’i kişisel menfaatlerle veya lümpen ilişkilerle suçlayamamıştı. Oysa bugün gelinen noktada, partinin ‘kullanışlı’ figürlerle dolu olduğu iddiaları bizzat CHP içinden yükseliyor. Tarih tekerrürden ibaret; Deniz Baykal geldiğinde Ecevit, Kılıçdaroğlu geldiğinde Baykal, şimdi ise mevcut yönetimin kargaşasında Kılıçdaroğlu aranır hale geldi. Bu buluşma, sadece bir saldırganın pişmanlığı değil, aynı zamanda CHP’nin kurumsal kimliğinin nereye evrildiğine dair atılmış sessiz bir şehittir. Muhalefetin içine düştüğü bu dağınıklık, iktidarın elini her seferinde neden daha güçlü kıldığının da en büyük kanıtı niteliğinde.