Kahramanmaraş’ın mahalle aralarındaki mütevazı dükkanlar, modern alışveriş merkezlerinin parıltılı vitrinlerine inat, kaybolmaya yüz tutmuş zanaatları yaşatmaya devam ediyor. Bu dükkanlardan birinde, 38 yıldır elindeki örs ve çekiçle mesleğini büyük bir titizlikle icra eden Bayram Bayır, sadece ayakkabı tamir etmiyor; aynı zamanda bir dönemin tutumluluk ve kalite anlayışını günümüze taşıyor. 1988 yılından bu yana aynı kararlılıkla tezgahının başında olan Bayır, giyilemeyecek kadar deforme olmuş ayakkabıları aslına uygun şekilde yenileyerek sahiplerine teslim ediyor. Ustanın maharetli ellerinde yeniden hayat bulan ayakkabılar, fabrikasyon üretimin aksine uzun yıllar kullanılabilir hale geliyor.
Ekonomik Zorluklar ve Sürdürülebilir Tüketim Modeli
Günümüzde moda endüstrisinin hızlanmasıyla birlikte hakim olan “kullan-at” eğilimi, hem çevre kirliliğini tetikliyor hem de tüketici bütçelerini ciddi şekilde sarsıyor. Bayram usta gibi zanaatkarların sunduğu hizmet, bu noktada toplumsal ve ekonomik bir subap görevi görüyor. Ekonomik dalgalanmaların hissedildiği dönemlerde vatandaşlar, fahiş fiyatlarla yeni bir ayakkabı almak yerine mevcut olanı çok daha makul maliyetlerle yeniletmeyi tercih ediyor. Bayır’ın elinden geçen ayakkabılar, sadece estetik olarak değil, yapısal dayanıklılık açısından da ilk günkü formuna kavuşuyor. Bu durum, sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının gelişmesine doğrudan katkı sağlarken, toplumsal bellekteki “onarma ve koruma” geleneğinin de diri kalmasını sağlıyor.
Zanaatın Geleceği: Çırak Yetiştirme ve İstihdam Krizi
Ancak bu kadim mesleğin geleceği üzerinde ciddi bir belirsizlik bulutu dolaşıyor. Bayram Bayır, mesleğin önündeki en büyük engelin yeni yetişen bir neslin olmaması olduğunu ifade ediyor. Onlarca yıllık kariyeri boyunca sadece bir çırak yetiştirebildiğini belirten usta, zanaatın devamlılığı konusunda haklı bir endişe taşıyor. Gençlerin sadece akademik eğitime odaklanıp mesleki becerileri ihmal etmesinin, gelecekte birçok teknik iş kolunda usta bulunamamasına yol açacağı öngörülüyor. Gençlere altın bilezik niteliğindeki meslek öğrenme çağrısında bulunan Bayır, eğitimin hayat boyu sürdüğünü ancak bir zanaata sahip olmanın her türlü ekonomik koşulda hayatta kalma garantisi sunduğunu hatırlatıyor.
Mahalle sakinleri de bu dönüşümün yakın şahidi durumunda. Geçmişte eşyaların kıymetli olduğunu ve bozulduğunda hemen yenisinin aranmadığını ifade eden bölge halkı, Bayram ustanın işçiliği sayesinde hem anılarını koruduklarını hem de aile bütçelerini güvence altına aldıklarını belirtiyor. Zanaatkarın tezgahından çıkan her ayakkabı, hızlı tüketime karşı atılmış sessiz ama kararlı bir imza olarak mahalle kültüründeki yerini koruyor.






