MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9789 ▲ %0,02
EURO 53,5324 ▲ %0,31
ALTIN 6.613,72 ▲ %0,91

Gaziantep’in Son Makası: 50 Yıllık Bir Zanaatın Sessiz Çığlığı

Gaziantep’in Şahinbey ilçesinde, 15 metrekarelik mütevazı bir dükkanın kapısından içeri girdiğinizde, sizi sadece kumaş kokusu değil, yarım asırlık bir emeğin vakur duruşu karşılar. 77 yaşındaki Mehmet Mercan, 10 yaşında çırak olarak adım attığı terzilik mesleğinde bugün 50 yılı geride bırakmış bir zanaat çınarıdır. 1973 yılında askerden döndükten sonra açtığı bu küçük atölye, sadece bir ticarethane değil, bir dönemin adabını, ustalığını ve sabrını günümüze taşıyan kültürel bir köprü niteliğindedir. Gaziantep Terziler, Konfeksiyoncular ve Giyim Sanatkarları Esnaf Odası Başkanlığı görevini de yürüten Mercan, bugün sadece kumaşlara şekil vermiyor; aynı zamanda can çekişen bir zanaatın son nöbetini tutuyor.

Usta-Çırak İlişkisinden Modern Zamanların Yalnızlığına

Mehmet Mercan’ın hikayesi, aslında Türkiye’nin sosyo-ekonomik dönüşümünün ve zanaatkarlık kültürünün değişiminin hazin bir özeti niteliğindedir. Eskiden dört-beş kişinin yüksek bir enerjiyle çalıştığı dükkanlarda bugün derin bir sessizlik hakim. Mercan’a göre mesleğin en büyük yarası, yeni neslin bu sabır isteyen emeğe talip olmamasıdır. ‘Zamanın en gözde mesleği’ olarak tanımladığı terziliğin, günümüzde bir ‘eleman krizi’ ile karşı karşıya kalması, sadece bir sektörün değil, bir toplumsal disiplinin de yok olma tehlikesini beraberinde getiriyor. Uzmanlar, usta-çırak ilişkisinin kopmasının, toplumsal hafızadaki ‘zanaatkar ahlakı’ ve ‘ahilik’ geleneğinin zayıflamasına yol açtığını savunuyor. Mercan, çıraklık okullarının sunduğu teorik eğitimin, tezgah başındaki pratikle asla bir tutulamayacağını vurgularken; gerçek eğitimin ancak ‘ustanın yanında, dükkanın tozunu yutarak’ mümkün olabileceğinin altını çiziyor.

Bir Zanaatın Yok Oluş Tehdidi: Gelecek 20 Yıl

Mercan’ın en büyük endişesi ise sektörün geleceğine dair yaptığı karanlık projeksiyondur. ’15-20 sene sonra bir tane elbise dikecek terzi bulamazsınız’ uyarısı, sadece duygusal bir serzeniş değil, mevcut demografik verilerin kaçınılmaz bir sonucudur. Seri üretimin ve hızlı modanın ruhsuzlaştırdığı tekstil dünyasında, insanın vücut formuna ve karakterine göre kumaşa hayat veren terzilik, yerini standart bedenlerin tekdüzeliğine bırakıyor. Ancak Mercan, tüm bu olumsuz tabloya rağmen mesleğine duyduğu derin şevki ve titizliği koruyor. ‘Bu meslek beni zengin etmedi ama kimseye de muhtaç etmedi’ diyen usta, terziliğin sadece bir geçim kapısı değil, bir insanın onurunu ve şıklığını inşa eden ‘saygın bir sanat’ olduğunu hatırlatıyor. Bugün Mehmet Mercan’ın iğnesinden geçen her ilmek, yok olmaya yüz tutmuş bir estetik anlayışını bir gün daha hayatta tutma mücadelesidir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir