Müziğin Arka Bahçesinde Bir Deha: Ozan Bayraşa
Ankara’nın o ağırbaşlı, bürokratik koridorlarından bakınca İstanbul’un ışıltılı pop dünyası bazen sadece bir gürültü yığını gibi görünebilir. Ancak o satır aralarını doğru okuduğumuzda, karşımıza devasa bir emek ve stratejik zeka çıkıyor. Bugün stadyumlardan kafelere, radyolardan dijital listelere kadar her yerde yankılanan ‘Aşkın Olayım’ veya ‘Yankı’ gibi hitlerin mutfağındaki isimden bahsediyoruz: Ozan Bayraşa. 22 yıllık müzik yolculuğunda sadece bir aranjör değil, adeta bir müzik mimarı olarak karşımıza çıkıyor.
Amerika Hayalinden Sezen Aksu’nun Stüdyosuna Keskin Bir Dönüş
Birçoğumuz için Amerika’da Berklee gibi prestijli bir okulda burslu okumak, hayallerin zirvesi sayılabilir. Bayraşa da tam bu eşikteyken, cebinde bursu ve Amerikan vatandaşlığıyla bavulunu topluyordu. Ancak kader, Ankara’daki bürokrasi çarkları gibi değil, çok daha hızlı dönüyor. Gitar hocası Erdem Sökmen’den gelen tek bir telefon, tüm planları altüst ediyor: ‘Sezen Aksu seni bekliyor.’ Mustafa Ceceli’nin yuvadan uçtuğu o dönemde Sezen Aksu’ya bir yol arkadaşı gerekiyordu. Ozan Bayraşa, babasının o meşhur ‘Aranjör olmak istiyorsun, değil mi?’ sorusuyla rotayı Boston’dan Sezen Aksu’nun stüdyosuna çeviriyor. İşte o an, Türk pop müziğinin gelecek on yılı için kilit taşlarından biri yerine oturuyor.
Simge ile Yakalanan Onno Tunç – Sezen Aksu Dinamiği
Müzik dünyasında başarı tesadüf değildir; iyi bir kimya meselesidir. Bayraşa ve Simge birlikteliği, modern zamanların Sezen Aksu ve Onno Tunç eşleşmesi gibi bir etki yarattı. Bayraşa’nın Batı müziği disiplini ile Simge’nin Doğu’dan gelen o keskin hit koklama yeteneği birleşince ortaya zamansız eserler çıktı. ‘Yankı’ parçasının başarısını ‘İyi bir şey yaparsan patlıyor’ diyerek özetleyen Bayraşa, aslında piyasanın o karmaşık kurallarını sade bir dille halkın kulağına fısıldıyor. Bugünün geçici trendleri olan ‘Afro House’ dalgalarının içinde boğulmadan, kendi özgün sound’unu korumayı başarıyor.
Romeo ve Yanmışım Ben: Bir Kimyager Gibi Çalışmak
Son çalışması ‘Kimi Seviyorsun’ projesinde gördüğümüz o cesaret, aslında Bayraşa’nın karakterinin bir yansıması. Hande Yener’in ‘Romeo’su ile Sezen Aksu’nun ‘Yanmışım Ben’ klasiğini aynı potada eritmek, her prodüktörün göze alabileceği bir risk değil. Şarkıları sadece düzenlemekle kalmayıp, onlara yeni bir ruh üfleyen bu ‘control freak’ (aşırı kontrollü) karakter, müzikteki her notasının arkasında duruyor. 1,5 yılını stüdyoda yaşayarak geçiren bir disiplinden bahsediyoruz. Sonuçta Ankara temsilcisi olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Pop müzik piyasası bir devlet dairesi olsaydı, Ozan Bayraşa kesinlikle o dairenin en çalışkan ve vizyoner genel müdürü olurdu.






