Kozmik Zincirin Üçüncü Halkası Tescillendi
Yale Üniversitesi gökbilimcileri, Dünya’ya yaklaşık 67 milyon ışık yılı mesafedeki NGC 1052-DF9 galaksisinin hareketlerinin karanlık maddeye ihtiyaç duyulmadan açıklanabildiğini belirledi. Bilim dünyasında büyük yankı uyandıran bu tespit, evrenin oluşum modellerine dair mevcut kabulleri derinden sarstı. Araştırmacılar, doğrusal bir zincir halinde dizilen kozmik yapıdaki üçüncü karanlık maddesiz galaksiyi böylece kesinleştirmiş oldu.
Yale Üniversitesi liderliğindeki uzmanlar, uzay boşluğunda yan yana dizilmiş yaklaşık 12 galaksilik bir grubu incelemeye aldı. Bu doğrusal dizilimde yer alan DF2 galaksisi ilk kez 2018 yılında mercek altına alınmıştı. Yıldız ve yıldız kümelerinin hareket hızları incelendiğinde, bu galakside görünmeyen devasa bir kütleye gerek olmadığı saptanmıştı. Ardından 2019 yılında aynı zincirdeki DF4 galaksisinde de benzer sıra dışı bir durum ortaya çıktı.
Bilim dünyası ilk etapta bu verileri ölçüm hatası veya nadir bir kozmik rastlantı olarak değerlendirdi. Ancak 2022 ve 2025 yıllarında yürütülen kapsamlı çalışmalar, DF2 ve DF4 galaksilerinin aynı kozmik kökene sahip olduğunu ve uzayda benzer yönlerde hareket ettiğini doğruladı. Bu ortak hareket tarzı, aynı kökenden gelen diğer galaksilerin de benzer özellikler taşıyabileceği ihtimalini doğurdu. Yıldız yapısı, parlaklık düzeyi ve genel boyutlarıyla bu iki galaksiyle birebir örtüşen NGC 1052-DF9 üzerindeki analizler de şüpheleri haklı çıkardı; galaksinin karanlık maddeden yoksun olduğu kesinleşti.
Gökbilimde Şiddetli Çarpışma Senaryosu Öne Çıkıyor
Kozmoloji teorilerine göre galaksiler, devasa karanlık madde halelerinin içinde şekilleniyor. Doğrudan gözlemlenemeyen ancak kütleçekim etkisiyle varlığı kanıtlanan bu karanlık yapı, sıradan maddeyi bir arada tutan bir iskele görevi görüyor. Bu iskeletten yoksun galaksilerin varlığı, mevcut fizik modelleri için kritik bir test alanı sunuyor.
Araştırma ekibi, karanlık maddesiz bu sıra dışı yapıların kökenini açıklamak için “cüce galaksi çarpışması” modelini öne sürüyor. Bu teoriye göre, geçmişte iki küçük galaksi son derece yüksek bir hızla kafa kafaya çarpıştı. Yıldızlar arasındaki mesafeler çok geniş olduğundan, çarpışma anında yıldızlar ve karanlık madde birbirinin içinden geçerek yollarına devam etti. Ancak galaksilerdeki gaz bulutları çarpışmanın etkisiyle yavaşlayıp geride kaldı. Geride kalan bu yoğun gaz kütlesi zamanla birleşerek yeni yıldızları ve dolayısıyla karanlık maddeden tamamen arınmış yeni galaksileri meydana getirdi. DF2, DF4 ve NGC 1052-DF9 galaksilerinin aynı hat üzerinde dizilmesi, bu şiddetli kozmik geçmişi doğrudan destekliyor.
Fizik Dünyasında Büyük Tartışma
Bu keşif, evrendeki kütle açığını karanlık madde yerine yerçekimi yasalarının farklı ölçeklerde değişmesiyle açıklamaya çalışan alternatif teorileri de yakından ilgilendiriyor. Uzmanlar, karanlık maddeden yoksun bu galaksilerin varlığının, aslında karanlık maddenin fiziksel bir bileşen olarak var olduğunu gösterdiğini savunuyor. Çünkü şiddetli bir kozmik çarpışma sonucunda sıradan madde ile karanlık maddenin birbirinden fiziksel olarak ayrışabilmesi, bu gizemli maddenin bağımsız bir yapıya sahip olduğunu kanıtlıyor.
Gökbilimciler, karanlık maddenin doğasını çözmek ve evrenin sırlarını aralamak amacıyla aynı galaksi zincirinde yer alan diğer gök cisimlerini de detaylı bir şekilde analiz etmeyi planlıyor.
Kaynak: Hürriyet






