11 Yıllık Adalet Bekleyişinde Kritik Dönemeç
Türk futbol tarihinin en karanlık gecelerinden biri olan 4 Nisan 2015’teki o saldırının yankıları tam 11 yıldır dinmiyor. Rizespor deplasmanı dönüşünde Trabzon’un Sürmene ilçesinde Fenerbahçe kafilesini taşıyan otobüse sıkılan o kurşunlar, sadece bir camiayı değil, tüm spor kamuoyunu derinden sarsmıştı. Aradan geçen koca bir on yıla rağmen faillerin bulunamaması ve dosyanın sessizliğe gömülmesi, mağdur futbolcular ve kulüp çalışanlarını Anayasa Mahkemesi (AYM) kapısına kadar götürdü. Yüksek Mahkeme, merakla beklenen o kararını nihayet verdi.
AYM Başvuruyu Kabul Etti Ama İhlal Bulmadı
Aralarında o gece ölümle burun buruna gelen futbolcuların ve kulüp personelinin de bulunduğu grup, devletin ‘yaşam hakkını koruma’ ve ‘etkili soruşturma yürütme’ yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuştu. Dosyayı inceleyen AYM, aslında başvuruyu ‘kabul edilebilir’ bularak konunun ciddiyetini tescilledi. Ancak işin esasına girildiğinde, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edilmediğine hükmetti. Yani mahkeme, devletin soruşturma mekanizmalarının kağıt üzerinde çalıştığını, bu yüzden de usulen bir hata yapılmadığını savundu.
Viyadük Üzerindeki O Dehşet Gecesi Hatırlarda
Hatırlanacağı üzere, şoför Ufuk Er’in kanlar içinde kaldığı o dehşet anlarında otobüs bir viyadüğün üzerindeydi. Eğer otobüs o noktada durdurulamasaydı, Türk sporu bugün çok daha büyük bir faciayı konuşuyor olacaktı. Olayın ardından başlatılan soruşturma tam 5,5 yıl boyunca sürüncemede kalmış ve sonunda ‘takipsizlik’ kararıyla rafa kaldırılmıştı. Şüpheliler hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen bu kararlar, Fenerbahçe camiasında ‘dosyanın kapatılmaya çalışıldığı’ algısını güçlendirmişti.
Hukuki Süreç Şimdi Nereye Evrilecek?
AYM’nin bu kararı, saldırının mağdurları için hukuki yolların Türkiye sınırları içerisinde büyük ölçüde daraldığı anlamına geliyor. Mahkemenin gerekçeli kararı yazıldığında, devletin soruşturma aşamasında hangi adımları ‘yeterli’ gördüğü de netleşecek. Ancak faillerin hala aramızda olması ve olayın arkasındaki karanlık elin ortaya çıkarılamaması, kamuoyu vicdanındaki o büyük yarayı kanatmaya devam ediyor. Şimdi gözler, gerekçeli kararın ardından mağdurların konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyıp taşımayacağına çevrildi. Adalet arayışı, saha dışındaki en zorlu maç olmaya devam ediyor.






