Yedi Köyün Ortak Mirası Tehlikede
Sivas’ın Kangal ilçesi, son günlerin en kritik arazi tartışmalarından birine sahne oluyor. Yaklaşık 100 bin dönümlük devasa bir alanı kapsayan Karaseki Düzü, statü değişikliği tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, TBMM Dışişleri Komisyonu’nda konuyu masaya yatırarak, bu mera alanının ‘ham toprak’ statüsüne geçirilip enerji yatırımlarına açılmak istenmesine sert tepki gösterdi. Bu hamle, sadece bir tapu değişikliği değil, bölgedeki hayvancılık faaliyetlerinin kökten sarsılması riskini taşıyor.
Üretimin Can Damarı Karaseki Düzü
Karaseki Düzü sadece bir coğrafi terim değil; bölgedeki yedi köyün ortak geçim kaynağı ve hayvancılığın can damarı niteliğinde. Alanın statüsünün değiştirilmesi, yüzyıllardır süregelen yerel ekonominin bir anda sekteye uğraması anlamına geliyor. Karasu, bu bölgenin kendi çocukluk hafızası ve memleketinin özü olduğunu belirterek, yerel halkın bu topraklarla olan bağının koparılmasının sosyal bir yıkım yaratacağını ifade ediyor. Meralar, köylünün ayakta kalmasını sağlayan son kalelerden biri olarak görülüyor ve bu alanların korunması hayati bir mesele olarak öne çıkıyor.
Enerji Yatırımı mı Üretim Güvenliği mi?
Türkiye’nin enerji bağımsızlığı için yenilenebilir enerji projeleri büyük önem taşıyor. Ancak bu yatırımların, ülkenin gıda güvenliğini sağlayan verimli meralar üzerine kurulması büyük bir çelişkiyi beraberinde getiriyor. Karasu, enerjiye karşı olmadıklarını ancak planlamanın halkın çıkarı gözetilerek yapılması gerektiğini savunuyor. Meraların yok edilmesi, üretim maliyetlerini artırarak et ve süt fiyatlarının doğrudan yükselmesine yol açıyor. Bu durum, yerel bir mera sorununun aslında nasıl bir ulusal gıda krizine dönüşebileceğinin en net göstergesi olarak dikkat çekiyor.
Sermaye ve Halkın Ortak Alanları
Hayvancılığın geleceği, mera alanlarının korunmasına sıkı sıkıya bağlı. ‘Ham toprak’ statüsü, bu devasa arazilerin sermaye gruplarına çok daha kolay devredilmesinin hukuki zeminini hazırlıyor. Karasu, stratejik alanların ve halkın ortak kullanımındaki sahaların yabancı sermayeye açılmasının kabul edilemez olduğunu vurguluyor. Tarım ve hayvancılık alanlarının korunması, sürdürülebilir bir gelecek için en az enerji yatırımları kadar öncelikli bir mesele olarak karşımıza çıkıyor. Halkın ortak kullanım alanlarının korunması, toplumsal barışın da anahtarı konumunda.
Sürdürülebilir Kalkınma ve Planlama
Hükümetin kalkınma hedefleri doğrultusunda attığı adımların, yerel üreticiyi ve doğayı dışlamaması şart. Karaseki Düzü örneği, yerel halkın görüşü alınmadan hazırlanan projelerin sosyal maliyetinin ne kadar yüksek olabileceğini kanıtlıyor. Köylünün merasını, üreticinin yaşam alanını yok sayan yaklaşımların kalıcı olması ve topluma fayda sağlaması mümkün değil. TBMM gündemine taşınan bu itiraz, Anadolu’nun verimli topraklarının korunması adına verilen geniş çaplı bir mücadelenin parçası haline geldi. Bölge halkı, şimdi bu stratejik alanın geleceğine dair verilecek kararı bekliyor.






