Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) tarafından paylaşılan son veriler, İç Anadolu’nun stratejik noktalarından biri olan Niğde’deki acı tabloyu gözler önüne serdi. Yapılan resmi açıklamaya göre, şehir genelinde yer alan toplam 102 bin konutun büyük bir kısmının olası bir afet durumunda finansal güvenceden yoksun olduğu ortaya çıktı. İstatistikler, bölge halkının deprem bilinci ve mülkiyet koruması noktasında henüz beklenen seviyeye ulaşamadığını kanıtlar nitelikte bir seyir izliyor.
Detaylı verilere bakıldığında, Niğde genelindeki 102 bin konuttan sadece 40 bin 868’inin zorunlu deprem sigortası kapsamında olduğu bildirildi. Bu rakam, şehirdeki toplam sigortalılık oranının yüzde 40,10 seviyesinde kaldığını gösteriyor. Başka bir deyişle, Niğde’de her 10 konuttan yaklaşık 4’ü DASK güvencesi altındayken, geriye kalan 6 konut herhangi bir deprem riskine karşı finansal bir koruma kalkanına sahip değil. Bu durum, olası bir sarsıntıda mülk sahiplerinin telafisi güç ekonomik kayıplarla karşı karşıya kalabileceği anlamına geliyor.
Niğde’nin Jeolojik Konumu ve Deprem Riski
Niğde, her ne kadar birinci derece deprem kuşağında yer almasa da, bölgeyi etkileme potansiyeli olan aktif fay hatlarına oldukça yakın bir konumda bulunuyor. Özellikle Ecemiş Fay Kuşağı gibi bölge jeolojisini doğrudan etkileyen sistemler, Niğde ve çevresindeki yapı stoğunun güvenliğini sürekli bir tartışma konusu haline getiriyor. 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri sonrasında hissedilen sarsıntılar, İç Anadolu’daki yapıların da artık ciddi bir denetim ve sigorta sürecinden geçmesi gerektiğini net bir şekilde ortaya koydu. Bölgenin demografik yapısı incelendiğinde, tarım ve sanayi ile geçinen geniş kitlelerin mülkiyet kaybı yaşaması, yerel ekonomi üzerinde de sarsıcı bir domino etkisi yaratma potansiyeli taşıyor.
Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) Süreçleri Nasıl İşliyor?
Türkiye’de 1999 Marmara depremi sonrası hayata geçirilen ve 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu ile yasal çerçevesi çizilen DASK, binaların deprem ve deprem kaynaklı yangın, patlama, tsunami veya yer kayması gibi felaketler sonucu uğrayacağı maddi zararları nakit olarak karşılamayı hedefler. Sigorta primleri belirlenirken; binanın bulunduğu deprem bölgesi, inşaat tarzı, yapım yılı ve toplam metrekare gibi kriterler esas alınır. Hak sahiplerinin poliçelerini her yıl düzenli olarak yenilemesi hem hukuki bir zorunluluktur hem de devletin sunduğu afet konutları ve çeşitli yardımlardan tam anlamıyla yararlanabilmek adına kritik bir eşiktir.
Hukuki boyutta bakıldığında, zorunlu deprem sigortası bulunmayan konutların tapu işlemleri, elektrik ve su abonelikleri gibi temel kamu hizmetlerinden faydalanması da kısıtlanmaktadır. Niğde’deki yüzde 60’lık sigortasızlık oranının düşürülmesi için toplumsal farkındalık çalışmalarının artırılması, yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının bu konuda daha aktif rol oynaması büyük önem arz ediyor. Uzmanlar, güvenli bir gelecek için yapı stokunun sadece fiziksel olarak değil, finansal olarak da güvence altına alınması gerektiğinin altını çiziyor.





