MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9830 ▲ %0,02
EURO 53,4862 ▲ %0,23
ALTIN 6.594,70 ▲ %0,62

Medeni Kanun 100 Yaşında: Kadın Haklarının Kalesi Tehdit Altında

Türkiye Cumhuriyeti’nin modernleşme serüvenindeki en kritik dönemeçlerden biri olan Türk Medeni Kanunu, kabulünün 100. yıl dönümünde sadece bir hukuk metni olarak değil, toplumsal barışın ve kadın haklarının sarsılmaz kalesi olarak yeniden gündemde. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Kadın Kolları İl Başkanı Avukat Gizem Özel Geçim, bu tarihi milat vesilesiyle yaptığı kapsamlı açıklamada, 1926 devriminin ruhunu selamlıyorken, günümüzde bu kazanımlara yönelik artan tehditlere karşı da sert bir uyarıda bulundu. Kanunun bir asırlık mirası, bugün laik hukuk düzeninin korunması noktasında hayati bir sınav vermektedir.

Bir Hukuk Devrimi: Kadının Gölgeden Bireye Dönüşü

17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilen Türk Medeni Kanunu, bu topraklar üzerinde tebaa olmaktan çıkıp yurttaş olmaya giden yolun en önemli kilometre taşıdır. Avukat Gizem Özel Geçim’in de vurguladığı üzere, bu kanun sadece bir mevzuat değişikliği değil, bir ‘uygarlık sıçramasıdır’. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuyla hayata geçirilen bu reform, kadını erkeğin gölgesinden kurtararak hukuk önünde tam ve eşit bir özne haline getirmiştir. Tek taraflı boşanma ve çok eşlilik gibi çağ dışı uygulamaların tarihe gömülmesi, resmi nikâh zorunluluğu ve miras hakkı gibi temel düzenlemeler, modern Türk ailesinin ve demokratik toplum yapısının DNA’sını oluşturmuştur.

Ancak bu kazanımlar statik bir yapıda kalmamış, 2002 yılında yapılan köklü reformlarla ‘aile reisi kocadır’ ibaresinin kaldırılması gibi devrimci adımlarla daha da perçinlenmiştir. Edinilmiş mallara katılma rejimiyle kadının ev içindeki emeği hukuki bir karşılık bulmuş, eşitlik ilkesi aile birliğinin her aşamasına nüfuz etmiştir. Bugün gelinen noktada hukukçular, bu hukuki altyapının zayıflatılmasının sadece kadınları değil, toplumun tüm katmanlarını etkileyecek derin bir sosyal erozyona ve hukuk devleti ilkesinin zedelenmesine yol açacağı konusunda hemfikirdir.

Modern Türkiye’nin Teminatı: Toplumsal Anayasa Vurgusu

Günümüzde nafaka hakkının tartışmaya açılması, çocuk yaşta evliliklerin görmezden gelinmesi ve şiddet vakalarında arabuluculuk gibi yöntemlerin önerilmesi, Medeni Kanun’un temel direklerini sarsmaktadır. Av. Geçim, bu durumu ‘Cumhuriyet devrimleriyle bir hesaplaşma’ olarak nitelendirirken, Medeni Kanun’un bu ülkenin ‘toplumsal anayasası’ olduğunun altını çiziyor. Torba yasalarla parça parça budanmak istenen haklar, aslında laik hukuk düzeninin ve demokratik yaşam biçiminin kendisidir. Anayasa Mahkemesi kararlarının dahi uygulanmadığı bir ortamda, kadınların soyadı hakkı gibi bireysel kimlik mücadeleleri, daha geniş bir hukuk mücadelesinin parçası haline gelmiştir.

Sonuç olarak, Medeni Kanun’a dokunmak; kadınların hayatına, çocukların geleceğine ve Türkiye’nin çağdaş dünyadaki itibarına dokunmaktır. CHP Niğde Kadın Kolları’ndan yükselen bu ses, aslında tüm Türkiye’nin ortak kaygısını ve kararlılığını yansıtmaktadır: Eşitlik yoksa adalet, adalet yoksa toplumsal huzur yoktur. 100 yıl önce büyük bir cesaretle atılan bu dev adımı savunmak, bugün her demokrat yurttaşın ve hukukçunun beşikten mezara kadar sürecek olan en temel borcudur.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir