Anadolu’nun manevi kalbi ve Milli Görüş hareketinin sarsılmaz kalesi Konya, hafızalardan silinmeyecek bir vefa gecesine ev sahipliği yaptı. Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Konya Şubesi tarafından düzenlenen “Şehadet Bir Çağrıdır” başlıklı program, sadece bir anma etkinliği değil, aynı zamanda toplumsal şuurun tazelendiği bir diriliş buluşmasına dönüştü. Salonu hıncahınç dolduran kalabalık, İslam coğrafyasının sembol isimlerinin mirasını omuzlarında taşıma sözü verdi.
İslam Coğrafyasının Sönmeyen Meşalesi: Şehadet Makamı
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren AGD Konya Şube Başkan Danışmanı Tekin Arıkan, şehadetin entelektüel ve ruhani boyutuna dikkat çekti. Arıkan, şehadetin fiziksel bir vedadan ziyade, gelecek nesillere yön veren kudretli bir uyanış olduğunu vurguladı. Tarihsel bir perspektifle; İskilipli Atıf Hoca’nın vakur duruşundan Metin Yüksel’in gençliğe örnek olan mücadelesine, Şeyh Ahmet Yasin’in tekerlekli sandalyesinden dünyayı sarsan direnişinden, geçtiğimiz aylarda şehadete kavuşan Yahya Sinvar’ın destansı mücadelesine kadar geniş bir yelpazede selam gönderen Arıkan, “Bu dava erleri, sadece kendi dönemlerinin değil, tüm zamanların zalimlerine karşı dik duruşun en somut abideleridir” ifadelerini kullandı. Bu söylem, şehadetin bir ideolojik takvimden öte, zamansız bir direniş kültürü olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Erbakan’ın Mirası ve Konya’nın Tarihi Sorumluluğu
Gecenin ana konuşmacısı olan İlahiyatçı Ekrem Öztürk ise meselenin manevi derinliğini ve siyasal bilincini harmanlayan bir hitabet sergiledi. Şehitlik makamının, kul ile Rabbi arasındaki en yüce ve eşsiz alışveriş olduğunu belirten Öztürk, Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın hayatını bu perspektifle yeniden yorumladı. Erbakan Hoca’nın hayatının son anına kadar tavizsiz bir cihad şuuruyla hareket ettiğini hatırlatan Öztürk, “Hocamız, ömrünü sadece bir siyasi harekete değil, topyekün bir ümmetin izzetine vakfetmiştir. Bu mücadele biçimi, onu bu davanın yaşayan ve nihayetinde ebedileşen şehidi kılmıştır” dedi. Konya’nın bu hareketteki kurucu rolüne de değinen Öztürk, şehrin bir meşale gibi tüm Anadolu’yu aydınlatma görevini sürdürmesi gerektiğini ifade etti.
Kur’an-ı Kerim tilavetinin huşusuyla başlayan program, gençlerin yürekten seslendirdiği ezgiler, tüyleri diken diken eden şiirler ve AGD izcilerinin disiplinli gösterileriyle estetik bir derinlik kazandı. Katılımcıların gözyaşlarını tutamadığı bu anlamlı gece, tüm şehitler için okunan hatimlerin duasıyla, bir manevi arınma ikliminde sona erdi. Bu tür etkinliklerin, toplumsal hafızayı diri tutma ve genç kuşaklara aidiyet duygusu aşılama noktasındaki etkisi, uzmanlarca en önemli sosyokültürel dayanışma örneklerinden biri olarak gösteriliyor.






