Manevi iklimiyle gönüllere dokunan Ramazan ayı, bir kez daha tüm İslam âlemini sardı. Dünya dört bir yanında milyonlarca Müslüman, bu mübarek ayı en güzel şekilde idrak etmenin heyecanını yaşıyor. Ramazan, sadece bedeni açlıkla terbiye etmekten ibaret değil, aynı zamanda ruhları arındırma, kalpleri birleştirme ve toplumsal bağları güçlendirme fırsatıdır. Bu rahmet ayında, oruç ibadetinin getirdiği sabır ve şükürle birlikte, kardeşlik ve dayanışma duyguları da en üst seviyeye çıkar.
Konya İçin İftar ve Teravih Vakitleri
Konyalı hemşehrilerimiz için de Ramazan coşkusu şehrin dört bir yanında hissediliyor. Bu kutlu ayın on üçüncü gününde, yani 3 Mart Pazar akşamı, oruçlarımızı huzur içinde açacağımız iftar vakti 18:52 olarak belirlendi. Gün boyu süren orucun ardından aile sofralarında bir araya gelmek, komşularla iftarı paylaşmak, şehrimizin birlik ve beraberliğini pekiştiren eşsiz anlara sahne olacak. Bu anlar, sadece karın doyurmaktan öte, manevi bir doygunluk ve huzur getirir.
İftar sofralarının bereketiyle dolup taşan evlerden sonra camilere akın edecek olan cemaatimiz için teravih namazı vakti ise 20:07’de başlayacak. Şehrimizin tarihi camileri ve tüm mescitleri, teravih namazında saf tutan müminlerle dolacak, huşu ve teslimiyetle yapılan dualar göğe yükselecek. Teravih namazı, Ramazan’ın ruhani atmosferini derinden hissettiren, cemaatle bir araya gelmenin ve birlikte ibadet etmenin en güzel örneklerinden biridir. Bu vakitler, Ramazan’ın manevi iklimini yaşamak ve paylaşmak adına önemli fırsatlar sunar.
Ramazan’ın Ruhunda Kırgınlıkları Onarmak
Ramazan ayı, yalnızca bireysel ibadetlerle sınırlı kalmayıp, toplumsal barışı ve kardeşliği de merkeze alır. Bu mübarek ayın en önemli çağrılarından biri de, gönül köprüleri kurmak, dargınlıkları sona erdirmek ve kırgınlıkları onarmaktır. Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’de, “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin…” (Hucurat, 49/10) buyrulurken, Sevgili Peygamberimiz de bizleri bu konuda defalarca uyarmıştır. “Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir Müslüman’ın din kardeşiyle üç günden fazla küs durması helal olmaz!” (Buhari, Edeb, 62) ifadeleriyle bu konunun hassasiyetini gözler önüne sermiştir.
Günümüzde maalesef küçük anlaşmazlıkların bile büyük kırgınlıklara yol açtığını görüyoruz. Özellikle eşler, aile üyeleri veya akrabalar arasındaki küslükler, toplumun temeli olan aile birliğini derinden sarsar. Ramazan, işte tam da bu noktada bizlere bir yenilenme, bir arınma fırsatı sunar. İftar sofralarının bereketi ve teravih namazlarının huzuru, bizlere bir araya gelmenin, konuşmanın ve affetmenin kapılarını aralamaktadır. Peygamber Efendimiz, arabuluculuğun nafile namaz, oruç ve sadaka gibi ibadetlerden bile daha önemli olduğunu vurgulayarak, bu görevin ehemmiyetini ortaya koymuştur.
Unutmayalım ki, Resulullah (sav) hayatı boyunca birçok insanın ve kabilenin barışmasına öncülük etmiştir. Biz Müslümanlara düşen de bu güzel örneğe uymak, çevremizdeki kırgınlıkları gidermek için adımlar atmak, arabuluculuk yapmak ve barış elçisi olmaktır. Ramazan’ın rahmet ve mağfiret ikliminde, Allah’ın rızasını kazanmanın yollarından biri de, gönülleri birleştirmek ve kardeşlik bağlarını yeniden tesis etmektir. Maide Suresi’ndeki (5/16) “Rızasını arayanı Allah onunla kurtuluş yollarına götürür ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Dosdoğru bir yola iletir.” ayeti bu çabanın bereketini açıkça gözler önüne serer.
Ramazan’da Gönül Zenginliği ve Kolaylık
Bu mübarek ayda sadece maddi değil, manevi olarak da bir zenginliğe ulaşmak esastır. Peygamberimiz’in (sav) “Allah beni zorlaştırıcı ve şaşırtıcı değil öğretici ve kolaylaştırıcı olarak gönderdi.” (Müslim, Talak, 29) hadisi, dinimizin özündeki kolaylaştırıcılık ve hoşgörü prensibini hatırlatır. Kırgınlıkları gidermek, affetmek ve barışmak da bu kolaylaştırıcılık anlayışının bir parçasıdır. Her birimiz, gönlümüzü ferah tutarak ve affederek, hem kendimize hem de topluma büyük bir iyilik yapmış oluruz.
Tirmizi’de geçen (Deavat, 110) “Allah’ım! Harama bulaşmaktansa helalinle yetineyim. Beni lütfunla (zengin kılarak) senden başkasına muhtaç etme.” duası, Ramazan’ın bize sunduğu bir diğer önemli mesajdır. Bu ayda elde edeceğimiz manevi zenginlik, sadece helal rızık peşinde koşmakla değil, aynı zamanda gönül zenginliğiyle de mümkündür. Birbirimize uzatacağımız barış eli, bu manevi zenginliğin en parlak nişanesidir. Rabbim, bu mübarek ayda tüm Konyalı hemşehrilerimizin ve tüm İslam âleminin oruçlarını kabul eylesin, birlik ve beraberliğimizi daim kılsın.






