Konya’da yürekleri dağlayan bir trafik kazası davasında adalet yerini buldu. 22 yaşındaki Hatice Deveci‘nin hayatını kaybettiği elim kazaya ilişkin görülen davada, sanık Hamdi Ç.’ye ‘bilinçli taksirle öldürme’ suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Bu karar, kazanın ardındaki vahim ihmalleri ve alkolün trafikteki yıkıcı etkilerini bir kez daha gözler önüne serdi. Konya 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nde tamamlanan yargılama süreci, genç bir yaşamın yitirilişine neden olan sorumsuzluğun ağır sonuçlarını tescillemiş oldu.
Kaza, 3 Aralık 2025 tarihinde Konya’nın kalabalık ve dinamik Selçuklu ilçesine bağlı Sancak Mahallesi’nde, önemli ulaşım akslarından biri olan Yeni İstanbul Caddesi üzerinde meydana gelmişti. Hamdi Ç. idaresindeki 42 AIN 37 plakalı otomobilin, refüje çarpması sonucu araçta bulunan Hatice Deveci genç yaşında yaşama veda etmişti. Konya, İç Anadolu’nun en büyük şehirlerinden biri olmasının yanı sıra, yoğun karayolu trafiğine sahip bir merkezdir. Bu tür ana caddeler, ne yazık ki zaman zaman sürücülerin hız limitlerine uymaması ve dikkatsiz davranışları nedeniyle tehlikeli anlara sahne olabilmektedir. Olay anında yaşananlar, tanıkların ifadeleriyle daha da netleşti.
Hukuki Süreç ve Bilinçli Taksir Kavramı
Türkiye’de trafik kazaları sonrası başlatılan hukuki süreçler, olayın vahametine göre titizlikle yürütülür. Herhangi bir can kaybı durumunda, öncelikle olay yerinde detaylı inceleme yapılır, deliller toplanır, tanık ifadeleri alınır ve savcılık tarafından geniş çaplı bir soruşturma başlatılır. Şüpheliler hakkında gerekli tespitlerin ardından otopsi gibi adli tıp süreçleri, ölüm nedenini ve kaza ile arasındaki ilişkiyi bilimsel olarak belirlemek amacıyla uygulanır. Bu davada sanık Hamdi Ç.’nin ‘bilinçli taksirle öldürme’ suçundan yargılanması, davanın önemli bir boyutunu oluşturdu. Türk Ceza Kanunu’nda yer alan bilinçli taksir kavramı, kişinin öngördüğü ancak gerçekleşmesini istemediği bir neticeyi, yine de tedbirsiz bir şekilde hareket ederek kabullenmesi halini ifade eder. Yani, sürücü tehlikeli bir davranışın sonuçlarını tahmin edebilir ancak “bana bir şey olmaz” düşüncesiyle hareket eder. Bu durum, basit taksirden daha ağır bir suç olarak kabul edilir ve cezai sorumluluğu artırır. Mahkeme, sanığın alkollü araç kullanarak ve trafikte makas atarak bu tür bir tehlikeyi bilinçli olarak göze aldığını değerlendirdi.
Duruşmada dinlenen tanıklar, kaza anına dair çarpıcı bilgiler verdi. Başka bir otomobilin sürücüsü Hasan M., sanığın kullandığı aracın trafikte tehlikeli bir şekilde makas atarak sol şeride geçtiğini ve akabinde direksiyon hakimiyetini kaybederek kendi etrafında döndüğünü ve refüje çarptığını belirtti. Maktul Hatice Deveci’nin arkadaşı Esra Nur G. ise kazadan önceki konuşmalarını aktardı. Hatice’nin, sanık Hamdi Ç.’nin alkollü olarak kendisini rahatsız ettiğini ve görüşme tekliflerini reddettiğini söylediğini ifade etti. Bu ifadeler, kazanın sadece bir anlık dikkatsizlik değil, aynı zamanda uzun süredir devam eden bir rahatsız etme durumu ve alkol etkisi altında yapılan sorumsuz tercihlerin bir birleşimi olduğunu gözler önüne serdi. Sanık Hamdi Ç. ise ifadesinde, alkol aldığını ve Hatice’yi evinden aldıktan sonra araç içinde telefon yüzünden tartıştıklarını, bu sırada gaza basarak şerit değiştirmeye çalışırken direksiyon hakimiyetini kaybettiğini itiraf etti. Pişmanlığını dile getirse de, bu pişmanlık geri dönülemeyecek bir sonuca neden olmuştu.
Trafik Güvenliği ve Toplumsal Etkiler
Bu tür trajik kazalar, toplumun trafik güvenliği konusundaki duyarlılığını bir kez daha artırması gereken acı birer uyarıcıdır. Genç yaşta kaybedilen her hayat, sadece o aileyi değil, tüm toplumu derinden sarsmaktadır. Alkolün etkisi altında araç kullanmak, hem sürücünün hem de diğer yol kullanıcılarının hayatını tehlikeye atan kabul edilemez bir davranıştır. Trafikte hız limitlerine uymak, şerit disiplinine riayet etmek ve özellikle alkollü veya yorgun şekilde direksiyon başına geçmemek, kazaları önlemenin temel şartlarındandır. Bu dava, trafik kurallarının basit formalitelerden öte, hayat kurtaran yaşamsal normlar olduğunu bir kez daha vurgulamıştır. Mahkemenin sanığa verdiği 6 yıl 3 ay hapis cezası ve ehliyetine 2 yıl süreyle el konulması kararı, bu tür sorumsuzlukların cezası olduğunu ve hukukun bu konuda hassasiyetle yaklaştığını göstermektedir. Ancak hiçbir ceza, kaybedilen bir genç hayatı geri getiremez. Toplum olarak üzerimize düşen görev, bu acı olaylardan ders çıkararak, trafikte daha bilinçli ve sorumlu davranmak, sevdiklerimizin ve hiç tanımadığımız insanların hayatlarını korumak için azami gayreti göstermektir.






