Anadolu’nun üretim lokomotifi Konya, bugünlerde sanayi bölgelerinden yükselen huzursuz bir sesle çalkalanıyor. Kentin köklü sanayi sitelerinde mülkiyet haklarını doğrudan etkileyen ‘rezerv yapı alanı’ ilanı, bölge esnafı ve dernek yönetimini ayağa kaldırdı. 30 yıllık meslek hayatımızda pek çok imar ve mülkiyet tartışmasına tanıklık etsek de, Konya sanayisinin kalbinde yaşanan bu sessiz operasyon, hem hukuki hem de sosyo-ekonomik açıdan derin soru işaretleri barındırıyor.
Hukuki Temel ve Şeffaflık Tartışmaları
Konuyla ilgili sert bir açıklama yapan Ali Erdal, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un asıl ruhuna vurgu yaparak, uygulamanın amacından saptırıldığını savundu. Erdal’a göre, rezerv alan uygulamasının temel motivasyonu deprem bölgelerindeki barınma krizini çözmek ve afet sonrası güvenli yerleşim alanları inşa etmektir. Ancak, Konya’nın on yıllardır istihdam sağlayan, çarkların aralıksız döndüğü sanayi alanlarının bu kapsama dahil edilmesi, mülkiyet hakkının kutsallığı ilkesiyle çelişiyor.
Esnafın sabah iş yerini açtığında tapusuna konulan şerh ile karşılaşması, demokratik bir yönetim anlayışında ‘şeffaflık’ ilkesinin neresinde duruyor? Uzmanlar, bu tür idari kararların önceden ilgililere tebliğ edilmemesinin ve rıza mekanizmasının işletilmemesinin, ileride telafisi güç zararlar doğurabileceği konusunda hemfikir. Hukukçulara göre, idarenin takdir yetkisini kullanırken ‘kamu yararı’ ile ‘bireysel mülkiyet hakkı’ arasındaki dengeyi gözetmesi yasal bir zorunluluktur.
Esnafın Geleceği ve Sosyo-Ekonomik Etkiler
Mesele sadece bir tapu meselesi değil; bu karar binlerce işçinin ekmeği, yüzlerce küçük ve orta ölçekli işletmenin geleceği anlamına geliyor. Rezerv alan ilanıyla birlikte mülkiyetin devlete geçme ihtimali, sanayicinin yatırım yapma şevkini kırdığı gibi, bölgedeki ticari ekosistemi de belirsizliğe sürüklüyor. Esnafın rızası alınmadan, kapalı kapılar ardında yürütülen bu süreç, toplumsal barışı da zedeleme potansiyeline sahip.
Dernek yönetimi, bu haksızlığa karşı sessiz kalmayacaklarını belirterek konuyu yargıya taşımaya hazırlanıyor. Ali Erdal, Cumhurbaşkanlığı düzeyinde girişimlerde bulunacaklarını ifade ederken, hukuki mücadelenin sonuna kadar sürdürüleceğinin altını çizdi. Konya sanayisinin bu kritik virajdan nasıl döneceği, sadece kentin değil, Türkiye’deki mülkiyet hukuku uygulamalarının geleceği açısından da belirleyici olacak.






