Kültürel yozlaşmaya karşı tarihin süzgecinden geçen değerleri savunan Karatay Belediyesi, geleneksel çini sanatını modern bir vizyonla yeniden sahneye çıkarıyor. Selçuklu Devleti’nin kalbi Konya’da, köklerine sadık kalarak geleceği inşa etme iddiasını sürdüren belediye, bu kez akademik bir güç birliğiyle sanatseverlerin karşısında. Selçuk Üniversitesi, Vakıflar Konya Bölge Müdürlüğü ve Necmettin Erbakan Üniversitesi ortaklığında hayat bulan ‘Evan-i Kaşi’ sergisi, sıradan bir sergi olmanın ötesinde, bir medeniyetin estetik manifestosu niteliğini taşıyor.
Akademik Birikim ve Estetik Dehanın Buluşması
Serginin mutfağında Selçuk Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü öğrencilerinin alın teri ve yaratıcılığı var. Dr. Arş. Gör. Nurcan Sertyüz küratörlüğünde hazırlanan seçkide; 30 adet vazo, üç boyutlu özgün çini eserler ve geleneksel formda tabaklar yer alıyor. Geleneksel motiflerin sadece birer kopyası değil, genç zihinlerin özgün yorumlarıyla harmanlanmış halleri Karatay Kültür Merkezi’nin duvarlarını süslüyor. 27 Şubat 2026 tarihine kadar ziyarete açık kalacak olan bu sergi, sanatın sadece geçmişe ait bir hatıra değil, yaşayan bir organizma olduğunu kanıtlar nitelikte.
Karatay’ın Tarihsel Misyonu ve Coğrafi Kimliği
İç Anadolu’nun kalbinde yer alan ve Selçuklu medeniyetinin izlerini her sokağında taşıyan Karatay, bugün 350 bini aşan nüfusuyla Konya’nın en stratejik noktalarından biridir. Coğrafi olarak düz bir ova üzerine kurulu olsa da, kültürel olarak Türkiye’nin en dik duruşlu merkezlerinden biri olarak kabul edilir. Bu tür sanatsal faaliyetler, bölgenin demografik yapısındaki dinamik öğrenci nüfusunu kültürel mirasla buluşturarak toplumsal bir hafıza tazeleme işlevi görüyor. Çini sanatı, bin derecelik fırınlarda pişirilen toprağın kuvarsla olan zorlu dansıdır; Karatay’da bu dans, şehrin kimliğini güçlendiren bir güvenlik kalkanına dönüşüyor.
Başkan Hasan Kılca: Gelecek Nesillere Miras Bırakıyoruz
Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, serginin açılışında yaptığı sert ve net açıklamalarla, yerel yönetimlerin kültürel savunma hattındaki rolüne dikkat çekti. Sanatın bir lüks değil, bir milletin var oluş mücadelesi olduğunu vurgulayan Kılca, üniversitelerle yapılan bu iş birliğinin sadece akademik bir faaliyet değil, kültürel değerlerin aktarımı noktasında hayati bir hamle olduğunun altını çizdi. Kılca, emeği geçen tüm akademisyen ve öğrencilere teşekkür ederken, Karatay’ın sanatsal dönüşümünün hız kesmeden devam edeceği mesajını verdi. Bu sergi, geleneksel Türk el sanatlarının Türkiye’deki hukuki ve koruma süreçleri kapsamında ulusal mirasın nasıl muhafaza edilmesi gerektiğine dair de somut bir örnek teşkil ediyor.






