Konya’nın sarp coğrafyasında, zamanın ve hafızanın birbirine karıştığı kederli bir bekleyiş hakim. Hadim ilçesinde, 11 Şubat 2026 tarihinde kapısından çıkan ve bir daha dönmeyen 74 yaşındaki Mevlüt Aybattı için başlatılan arama çalışmaları, sadece bir operasyon değil, bir vicdan sınavına dönüştü. Alzaymır teşhisiyle mücadele eden Aybattı’nın, Dedemli Mahallesi’nin sessiz sokaklarından geniş kırsala uzanan hikayesi, tüm bölgeyi ayağa kaldırmış durumda. Modern dünyanın teknolojik imkanları, doğanın ve hastalığın getirdiği zorluklara karşı amansız bir mücadele veriyor.
Hadim’in Zorlu Coğrafyasında Zamana Karşı Kritik Yarış
Hadim, Konya’nın Toros Dağları’na yaslanmış, yüksek rakımlı ve engebeli arazi yapısıyla bilinen en karakteristik ilçelerinden biridir. Özellikle kış aylarında bu coğrafyanın sunduğu dondurucu soğuklar ve ani hava değişimleri, arama kurtarma faaliyetlerini bir kat daha güçleştirmektedir. Dedemli Mahallesi, yerleşim dokusu itibarıyla derin vadi yataklarına ve sık ormanlık alanlara komşu olması sebebiyle, kaybolma vakalarında stratejik bir risk alanı oluşturuyor. Ekipler, karadan yürütülen titiz taramaların yanı sıra, dron destekli hava unsurları ve kokuya duyarlı iz takip köpekleri ile adeta iğneyle kuyu kazıyor.
Kurumsal Seferberlik ve Arama Kurtarma Protokolleri
Türkiye’de kayıp şahıs vakalarında uygulanan uluslararası standartlardaki protokoller, Mevlüt Aybattı vakasında en üst seviyeden işletiliyor. AFAD, Jandarma, Konya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye ekipleri ve Park Bahçeler Dairesi bünyesindeki uzman arama kurtarma birimleri tam koordinasyon içinde sahada bulunuyor. Hatta bölgedeki akarsuların varlığı sebebiyle Sualtı Arama Polisleri de dere yataklarını mercek altına almış durumda. Bu tür operasyonlarda ilk 72 saat hayati önem taşırken, alzaymır hastalarının karakteristik ‘amaçsız gezinti’ refleksi, ekiplerin tarama yarıçapını sürekli genişletmesine neden oluyor. Samanlıklar, çatı katları ve metruk binalar tek tek kontrol edilse de şu ana kadar somut bir iz bulunamamış olması, endişeleri artırıyor.
Toplumsal açıdan bu tür olaylar, yaşlı ve bakıma muhtaç bireylerin güvenliği konusundaki yapısal eksiklikleri de tekrar hatırlatıyor. Kırsal bölgelerde yaşayan ve bilişsel sağlık sorunları olan vatandaşlar için GPS temelli takip cihazları veya yerel bildirim sistemlerinin yaygınlaştırılması, benzer trajedilerin önlenmesinde hayati bir rol oynayabilir. Adli süreçler kapsamında, kaybolma anından itibaren tüm güvenlik kameraları ve tanık ifadeleri titizlikle incelenirken, Mevlüt Aybattı’nın bulunması için devletin tüm imkanları seferber edilmiş durumda. Yetkililer, vatandaşların en küçük bir detayda dahi 112 Acil Çağrı Merkezi ile iletişime geçmesinin önemini vurguluyor.





